Ölülerin ruhları hakikaten geri gelip yaşayanlara görünüyor mu? Bu, modern fende en çok münakaşa edilen meselelerden biridir. En eski zamanlardan beri insanlar daima hayaletlere inanırdı. Son zamanlara kadar bir muamma olan rüya, evham, telepati ve bunun gibi şeylerin neden ileri geldikleri ancak modern fen sayesinde anlaşılmıştır. Buna rağmen ölü ruhlarının canlıları ziyareti muamması yalnız İngiliz ve Amerikan tıbbî araştırma bürolarının yaptığı derin tetkikler neticesi; bazı müstesna hallerde canlı insanlarla ölülerin ruhları arasında irtibatın mümkün olduğu kat’ileşmiştir.

0383-oluler-ile-irtibat-1954-hafta-dergisi (4)
Thorp McKlusky’den çeviren Betül Kazak (1954, Hafta Dergisi)

Buna misal olarak, aşağıda naklettiğim hadise 1921 senesinde Şimalî Karolina’da vukuu bulmuş, birçok şahit ve resmî evrak ile doğruluğu tespit edilmiştir. 1921 senesinde James Chaffing Şimali Karolana’daki çiftliğinde bir kaza neticesiyle âni olarak ölmüştü. Chaffing orta yaşlı, hali vakti yerinde ve muhiti tarafından çok sayılan bir kimse idi. Bir gün tarladayken traktörün altında kalmış ve ağır yaralı bir halde, güçlükle odasına götürülmüş ve yatağına yatırılmıştı. Ev halkının ve derhal çağrılan doktorların bütün gayretlerine rağmen Chaffing kurtarılamamıştı. Ölüm yaklaştıkça Chaffing’in beyhude yere bir şeyler söylemeğe uğraştığını fark ettiler.

Dudaklarını büyük bir gayretle oynatıyor, alnında bu yüzden ter damlaları birikiyordu. (Terin ağrıdan ileri gelmesine imkân yoktu. Çünkü ızdırabını dindirecek uyuşturucu bir ilaç verilmişti). Gözleri, son sözlerini söyleyemediğinden ileri gelen bir ifade almıştı. Eline kalem, kâğıt vermekte hiçbir mâna yoktu çünkü ellerini kullanamayacak kadar ağır yaralar almıştı. Orada bulunanlar Chaffing’in bir şey söylemek istediğini görüyor fakat hiçbiri bir şey anlamıyordu.

Chaffing’in ölümünden sonra bütün reddedilenler evden çıktılar. Yegâne varis olan oğlu da başka bir yere taşınmayı tercih etti. Ev olduğu gibi bırakıldı. 1925’in bir Haziran gecesi (Yani Chaffing’in ölümünden dört yıl kadar sonra) reddedilen oğullarından James Chaffing JR. birdenbire uykudan uyandı ve gayet bariz olarak babasının hayaliyle karşılaştı. Gecenin karanlığında odadaki eşyaları seçebiliyordu. Açık pencereden hafif hafif esen rüzgâr perdeleri oynatıyordu. Bu, tamamen uyanık olduğuna delâlet ediyordu. Yatağın biraz ötesinde babasının hayali, her zaman kiliseye giderken giydiği siyah elbisesi ve pelerini giymiş duruyordu. Babasının hayalini gayet iyi görebiliyordu. Hatta sağ elindeki yara izini bile seçebilliyordu. Sadece yüzü karanlıktaydı. Rüya görmediğine emin olabilmek için yatakta oturdu ve kendi kendini çimdikledi. Bunun bir rüya olmadığına tam kanaat getirdikten sonra hayalete daha dikkatle bakmaya başladı. Babası pelerinin yakasını kaldırarak altındaki gizli bir cebi işaret ediyordu. Babasına bir şeyler söylemek istedi fakat hayalet birdenbire kayboluverdi. Ne James Chaffing JR., ne de ailenin diğer bir ferdinin pelerinin altındaki bu gizli cepten haberleri yoktu. Babaları zaten daima böyle esrarengiz şeylerden hoşlanırdı. O gece James bir türlü uyuyamadı. Babasının hayalini gördüğüne kat’î olarak emindi. Fakat ertesi sabah hava aydınlanınca içine bir şüphe girdi. Kendi kendine ölülerin geri gelmesine imkân olmadığını düşündü ve gördüklerini hiç kimseye bahsetmemeğe karar verdi.

0383-oluler-ile-irtibat-1954-hafta-dergisi (0)
İsviçreli bir gazeteci, İtalyan tahtının varisi Prens Victor Emanuel ailesinin hayatını anlatıyor. (1954, Hafta Dergisi)

Dört sene sonra James Chaffing JR., yine aynı şekilde, âni olarak uykudan uyandı ve babasının hayaleti ile karşılaştı. Hayalet yine dört gece evvelki gibi pelerinin yakasını kaldırdı ve gizli cebi işaret etti. Fakat bu sefer babası sanki hiç şüphe bırakmamak için, geçen seferkinden çok daha bâriz olarak görünüyordu. Hattâ yüzü bile tamamen meydandaydı. Dudakları hareket ediyor fakat sesi çıkmıyordu. Gizli cebi işaret ettikten sonra yine birdenbire kayboldu. Ertesi gün James, ala mevzuu olmayı göze alıp, kendi gibi reddedilen ağabeysine olan biteni anlattı ve bu mesele hakkında fikrini sordu. Uzun bir münakaşadan sonra iki kardeş, hayaletin gösterdiği şeyin doğru olup olmadığını kontrol etmeye karar verdiler. Babaları öldükten sonra bütün ailenin terketmiş olduğu ve halen kimsenin oturmadığı eve gittiler. Ev olduğu gibi bırakılmış, hiçbir eşya evden çıkarılmamıştı. Hattâ babasının elbiseleri bile olduğu gibi tavan arasında bir sandığa yerleştirilmişti.

İki kardeş metrûk eve geldikleri vakit, ne kadar saklamaya çalışsalar da bir hayli korku ve heyecan geçiriyorlardı. Büyük bir gıcırtı ile kapıyı açıp doğru tavan arasına çıktılar. Sandıktan babalarının siyah pelerinini çıkarttılar. Yakanın altını çevirdikleri zaman, babalarını hayaletinin işaret ettiği bir yerde, gizli bir cep ve içinde bir kâğıt olduğunu gördüler. İki kardeş dehşet içinde kâğıdı okudular. Babalarının gayet iyi hatırladıkları el yazısıyla şunlar yazılıydı:
— Babamın bana hatırası olan İncil’in 17’inci kısmında Genesis’i okuyun.
Bu İncil tavan arasında bırakılmıştı. İki kardeş İncil’i masanın üstüne koydular ve açmadan evvel tozunu silerken birdenbire içlerine bir korku geldi ve kitabı açmadan olduğu yerde bırakıp koşa koşa evden uzaklaştılar. Bundan sonra birkaç gün meseleyi her cihetten incelediler. Bu yaka altından çıkan kâğıt bir tesadüf eseri miydi? O yazılarla ne demek istiyordu?

0383-oluler-ile-irtibat-1954-hafta-dergisi (1)
Teninizde fark ettiğiniz buruşukluklar size ümitsizlik mi veriyor? KREM PERTEV size yeni bir teravet vaad ediyor. Düzgün bir tene sahip olmak elinizdedir. Sabah ve akşam KREM PERTEV kullanınız.

Nihayet huzura kavuşmak için yegâne çarenin kâğıtta yazılanı yerine getirmek olduğuna karar verdiler. Biraz cesaret ve kuvvet almak için komşuları Thomas Black’in de bu husustaki fikrini sordular ve o da İncil’in o sayfasını okumalarını ve babalarının maksadını, ancak böylelikle anlayabileceklerini söyledi. Bunun üzerine 6 Temmuz 1925’te iki kardeş, yanlarına Thomas Black’i de alıp tekrar çiftlikteki eve gittiler. Tavan arasında bıraktıkları babalarının okumalarını yazdığı İncil sayfasını çevirdiler. Sayfanın arkasına bir zarf yapıştırılmıştı. Derhal zarfı açtılar ve içinde babalarının onlara hitaben yazdığı bir mektupla birlikte ölümünden hemen sonra bulunan vasiyetnameden daha sonraki bir tarihte yazılmış ikinci bir vasiyetname buldular. Babaları bu vasiyetname ile servetini müsavi olarak karısı ve evlatlarına taksim etmişti. Bu vasiyetname de öbürü gibi, itinayla ve her şeyi tam olarak hazırlanmış, Şimali Karolina noterliği tarafından tasdik edilmişti. Bu, James Chaffing’in ikinci ve son vasiyetnamesiydi.

0383-oluler-ile-irtibat-1954-hafta-dergisi (2)
Uygun rengi bulabilmek için CUTEX’in zengin çeşitli moda renklerine bir göz atmak kâfidir. Zira CUTEX’in mütehassısları bu ameliyeti sizin için peşinen yapmışlardır. Fiatı eskisi gibi, 160 Kr.

Yukarıda anlatılan hâdiselerden şu netice çıkarılabilir. James Chaffing, kızgınlıkla bir vasiyetname hazırlayarak bütün ailesini reddediyor. Fakat bir zaman sonra affedince yeni bir vasiyetname hazırlıyor ve böylelikle servetini evlatları arasında müsavi olarak taksim ediyor. Fakat herhalde kâfi derecede cezalandırmadığı kanaatinde olduğundan onları üzüntüde bırakmak için bu yeni vasiyetnameden hiçbirini haberdar etmiyor. Ani kazadan sonra, bütün gayretine rağmen, yeni vasiyetnamenin yerini söyleyemeden ölüyor.

Bu hâdisede de görüldüğü gibi, ölüler canlılarla nadiren irtibat temin edebiliyorlar. Herhalde asıl vasiyetnamenin yerini söyleyemeden, huzursuzluk içinde ölen Chaffing, dört sene içinde küçük oğluna kısa bir müddet için görünebilecek kuvvet yahut enerjiyi temin edebiliyor. Bu mesele ilim adamlarını uzun zaman meşgul etmiş ve hâlâ tam bir netice elde edememekle beraber ölülerin ruhlarının nadiren de olsa yaşayanlara gözüktüğünü tespit etmişlerdir.

0383-oluler-ile-irtibat-1954-hafta-dergisi (3)

  Kaynak: 1954, Hafta Dergisi