Filmin yapımcılığını üstlenen And Film, dağıttığı basın bülteninde Drakula İstanbul’da filminin konusunu şu şekilde özetler:
— İstanbullu bir Türk genci olan Azmi, Kont Drakula’nın şatosuna sekreterlik vazifesiyle gider. Şato ve Kont’un bu civarda iyi bir şöhreti yoktur. Meşhur Kazıklı Voyvoda’nın torunlarından olan drakula kontundan herkes korkmaktadır. Onun kam emen bir vampir olduğundan bahsedilmektedir. Para biriktirip nişanlısı ile yuva kurmak için buraya çalışmaya gelmiş olan Azmi için önceleri hiçbir şey fark etmez. Fakat aradan zaman geçtikçe şüpheleri artmaya başlar. Kont’un yemek yediğini hiç görmemiştir. Drakula, Azmi’de bulunan Kuran’dan ve sarmısak çiçeğinden çok korkmaktadır. Nihayet şüpheleri iyice artan genç adam bir gün şatoda kendisine yasaklanan odalara girer ve orada Kont ile üç genç kızın ölü olarak yattıklarını görür. Geceleri vampirler Azmi’nin de kanını emmeye başlar ve bu duruma son vermek için şatodan kaçıp memleketine dönen Azmi, bu durumu yakınlarına ve nişanlısına anlatır. Bu arada Kont ve kızları sandıklar içinde İstanbul’a gelmiş ve bir mahzene yerleşmiştir. Azmi ve nişanlısının peşini bırakmayan Kont, nişanlısının da kanını emmeye başlar.

annie-ball-drakula-istanbulda-cahit-irgat-ayfer-feray-bulent-oran-atif-kaptan-munir-ceyhan-osman-alyanak-toron-karacaoglu-turgut-demirag-ellilerde-fantastik-turk-sinemasi (2)
İstanbul’u beyazperdede yıllarca tanımlayan geleneksel görüntülerden biri. Saray dekrounda dans eden birbirinden güzel göbek dansçıları. (1953, Mehmet Muhtar / Drakula İstanbul’da)

Bu arada vampirler konusunda büyük bilgisi olan bir doktor hadiseyi öğrenip Azmi’lere gelir ve Drakula ile mücadeleye başlar. Odalara sarmısak çiçekleri asmak suretiyle drakulayı uzaklaştırmaya çalışır. Fakat bu sırada Azmi’nin nişanlısı da vampir olmuş ve geceleri kan emmeye başlamıştır. Binbir güçlükten sonra ihtiyar doktor nihayet drakulanın izini sürmeye muvaffak olur ve bir gece onların kaldığı mahzevene giderek bütün vampirleri tahta kazıklarla toprağa çakar ve bu da kan emen hortlak ve diğer vampirlerin sonu olur.

annie-ball-drakula-istanbulda-cahit-irgat-ayfer-feray-bulent-oran-atif-kaptan-munir-ceyhan-osman-alyanak-toron-karacaoglu-turgut-demirag-ellilerde-fantastik-turk-sinemasi (9)
Drakula bir ara Güzin’in peşine düşer. Kadının çalıştığı tiyatroya gelir. Onu hipnotize edip dans ettirir. Bu arada kimsenin çalmadığı bir piyano kendiliğinden çalar. (1953, Drakula İstanbul’da)

1979 yılında Turgut Demirağ’dan sonra görüşülen Sohban Koloğlu, filmin çekimi ve özel efektleriyle ilgili olarak bize aşağıdakileri anlatmıştı:
— Her şeyden önce şu noktayı belirtmem gerekiyor. Filmin dekorlarını yapmadan önce herhangi bir Drakula filmi seyretmemiştim. O zamanlar filmlerin çoğu platoda çekilirdi. Bizim için de böyle oldu. Dekorda hem şato hem mezarlık hem de Annie Ball’un temsil verdiği tiyatroyu inşa ettik. Tek bir istisna oldu. Kadın kahramanımızın (Annie Ball) yatak odası, o da teknik nedenlerden dolayı, örneğin Drakula’nın yarasa şekliyle pencereden odaya girmesi gibi. Bu yüzden bu sahneler yapımcının (Turgut Demirağ) köşkünde çekildi.

Dış sahneler İstanbul’un değişik yerlerinde çekildi. Azmi’nin şatoya gelişini bir ormanda çektik. Şatonun geneli için bir maket hazırladık çünkü bu tarz mekânlar Türkiye’de bulunmuyordu..

Özel efektlere gelince, yarasa ve zırhlarla bir hayli uğraştım ve Drakula’nın pencereden gece çıkışını hazırladım. Genelde tüm efektler, en basitleri bile sorun yarattılar. Örneğin mezarlık sahnesi için sise ihtiyacımız vardı. Gerekli teknik malzemeden yoksun olduğumuz için ışığa karşı çekilen bir duman tabakası kullandık. Bu duman tabakası nasıl mı gerçekleşti? Çok kolay bir şekilde. Ekipteki 30-40 kişi, her birinin ağzında 3-4 sigara olarak yere yattılar ve sigara dumanını üfleyip püflemeye başladılar.

annie-ball-drakula-istanbulda-cahit-irgat-ayfer-feray-bulent-oran-atif-kaptan-munir-ceyhan-osman-alyanak-toron-karacaoglu-turgut-demirag-ellilerde-fantastik-turk-sinemasi (6)
Türk sinemasında Drakula İstanbul’da (Mehmet Muhtar, 1953) “korkudan çok atmosfer” yaratmayı amaçlayan ve bunu şatoda geçen bölümlerde başaran ilk denemedir.

Zırhlar için kalın telden iskeletlerin üzerine alçı döktüm ve bronz boyayla boyattım. Kalkan ve kılıçlar da aynı yöntemle yapıldı. Sonuç öylesine gerçekti ki bu zırhlar filmi gösteren sinemanın girişinde sergilendi.

Drakula’nın başaşağı şatonun dik duvarlarından ilerlediği sahne alttan çekimle alındı. Atıf Kaptan, yerde duvarları temsil eden boyalı bir dekorun üzerine sürünerek ilerliyordu. İtiraf etmeliyim ki şatonun maketi öylesine inandırıcı oldu ki, meslekten olan birçok kişi bile bize böyle bir mekânı nereden bulduğumuzu sordular.

annie-ball-drakula-istanbulda-cahit-irgat-ayfer-feray-bulent-oran-atif-kaptan-munir-ceyhan-osman-alyanak-toron-karacaoglu-turgut-demirag-ellilerde-fantastik-turk-sinemasi (11) (1)
Drakula İstanbul’da Atıf Kaptan’ın seslendirmesini Toron Karacaoğlu yapmıştı. (1953, Mehmet Muhtar)

Dönemi içinde bakıldığında Drakula İstanbul’da büyük bir özenle çekilmiş bir yapımdır ve ilginçtir ki, kendilerine göre, bu çekimin başında olanlardan hiçbiri Holywood’da daha önce çekilen Drakula filmlerini izlememiştir. O yılların basınında Drakula İstanbul’da iyiden iyiye eleştirilmiş, sonraki yıllardaysa Türk sinema tarihi konusunda yazılan çoğu kitap ve yazılarda iyiden iyide unutulmuş veya üzerinde pek durulmamıştır.

O tarihe kadar gerek Amerika gerekse Avrupa’da çevrilen vampir filmleriyle kıyaslandığında bir “ilker” filmi olarak kendine özgü bir yere sahipti. Drakula ilk kez bu filmde sivri dişlerini gösteriyor, Kont Drakula ile Kazıklı Voyvoda arasındaki bağlantı açıkça vurgulanıyor ve yine ilk kez bir vampir filminde (özellikle Annie Ball’un sayesinde) erotik sahneler sergileniyordu.

annie-ball-drakula-istanbulda-cahit-irgat-ayfer-feray-bulent-oran-atif-kaptan-munir-ceyhan-osman-alyanak-toron-karacaoglu-turgut-demirag-ellilerde-fantastik-turk-sinemasi (10)
Başarılı bir performans gösteren Atıf Kaptan, o yıllarda yine farklı fantastik filmlerde başrolü kapmıştır. Beyazperdede ilk kez sivri dişler görünüyordu ve yine ilk kez bir vampir filminde erotik sahneler sergileniyordu. (Drakula İstanbul’da, 1953)

O yılların ünlü sinema dergisi Yıldız’da Sezai Solelli, “Lüks Koltuktaki Adam” imzasıyla şunları yazıyordu:
— Film, film olarak vasattır. İstenildiği gibi ne hakikaten korkunç bir film olmuş ne de gülünç. Senaryoda birçok hata vardır. Realize edilişinde yine aynı hatalar, bilhassa bir parça detay eksikliği, yani hadiselerin, vakaların izahına yarayacak teferruat eksikliği var. Görüntü yönetmeninin mi yoksa laboratuvarın kabahati midir anlayamadım, çoğu sahneler fazlaca karanlık olmuş. Artistlere gelince, Atıf Kaptan her zamanki gibi çok güzel. Viyanalı dansöz Annie Ball’un ilk büyük filmi olmasına rağmen tecrübeli kadın sanatkârlarımızdan çok daha olgun, çok daha güzel bir oyun verdi. Diğerlerine pek iş düşmedi. Onun için fazla üzerlerinde durmayacağım. Drakula biraz daha itina ile çevrilseymiş çok daha iyi olabilirmiş.

annie-ball-drakula-istanbulda-cahit-irgat-ayfer-feray-bulent-oran-atif-kaptan-munir-ceyhan-osman-alyanak-toron-karacaoglu-turgut-demirag-ellilerde-fantastik-turk-sinemasi (12)
Giovanni Scognamillo , Metin Demirhan (Kabalcı)

Kaynak: Fantastik Türk Sineması