Dolmabahçe Sarayı’nın bahçesindeydik. Güneş batmak üzereydi. Akşam gölgeleri yavaş yavaş mermerlere dökülmeye başlamıştı. Henüz tomurcuklanmış boylu bir gül fidanın yanında fotoğrafçımıza poz veren güzel kıza baktım. Mevzun vücudu, mahzun bakışları ince yüzünü çevreleyen saçları ile Avrupai bir havası vardı. Evet, perdemizin hanımefendi yıldızı Evrim Fer bana Greta Garbo’nun büyük günlerini hatırlatmıştı. Aynı esrarengiz görünüş, aynı hüzünlü bakışlar. Fakat daha parlak ve cesur gözler.

0375-evrim-fer-kimdir-1954-ayda-bir-dergisi (5)
Evrim Fer röportajı (1954, Ayda Bir Dergisi)

Yanında durduğu gül fidanında bir özelliği vardı. Sabık İran kraliçesi aynı fidanın önünde eğilmiş, güllerini haklamıştı. O fidandan toplanan güllerden kendisine bir buket sunulduğu zaman sormuştu:
— Bu gülün adı ne?
İlgililer şaşırmışlardı. Şimdiye kadar hiç kimsenin aklına gülün isminin olabileceğini gelmemişti. Ezile büzüle:
+ İsmi yoktur majeste, demişlerdi. O zaman sabık kraliçe gülümseyerek rica etmişti.
— O halde adı Süreyya olsun.
Zaman geçmiş Şah Süreyyadan ayrılmış ama Dolmabahçe Sarayı’ndaki gülün adı «Süreyya Gülü» kalmıştı. 
Evrim Fer, bu macerayı dinlerken gözleri doluyor, mânâlı yüzünde birtakım hayaller uçuşuyordu. Herhalde sabık kraliçenin kaderini kırık kalbinin sürüklediği maceraları düşünüyor olmalıydı.

0375-evrim-fer-kimdir-1954-ayda-bir-dergisi (6)
Uzun bir boy, bir Yunan biblosu gibi mütenasip, ince fakat göze dolgun gelen bir vücut. Gelişi güzel bırakılıvermiş hissini veren kızıla çalar saman sarısı saçlar, yeşil yeşil çakan gözler. O dönemin erotik yıldızlarından: ALEV YILDIZ!

Güzel film yıldızının fotoğraflarını çektiğimiz gün ayrı bir heyecanı vardı. Hayatında ilk defa maça gidecekti. Hem de Galatasaray-Fenerbahçe maçına. Evrim koyu bir Galatasaray taraftarıydı. Bütün maçlarını gazetelerden ve radyodan takip ediyordu. Mithatpaşa Stadyumu’na adımını atmamıştı.
— Ah diyordu, yarın akşam sarı-kırmızılı formayı ilk kez sahada göreceğim. İnşallah ayağım uğurlu gelir de maçı kazanırız. Galatasaray o maçta 1-0 mağlup oldu. Herhalde Evrim Fer çok üzülmüştür.

Film yıldızı olmak aklımın ucundan bile geçmezdi
Gazeteci ile on seneden fazla bir arkadaşlığı vardı. Arkadaşlıkları, konservatuarda okudukları günlerde başlamıştı. İkisi de çok küçüktü. Derslere beraber girer, beraber piyano çalışırlar, okulun küçük bahçesind beraber oynalardı. Ama seneler sonra o küçük zayıf, uzun sarı saçlı kızın iyi bir aktrist, esmer, kara kaşlı ve saçlı çocuğun bir gazetesi olacaklarını akıllarından bile geçirmemişlerdi. Kader onlara bu yolu çizmişti.

0375-evrim-fer-kimdir-1954-ayda-bir-dergisi (4)
Evrim Fer: Film yıldızı olmak aklımın ucunda bile geçmezdi. (Ülkü Erakalın röportajı)

Evrim Fer, gazeteci arkadaşına nasıl artist olduğunu şöyle anlattı:
— Film yıldızı olmak belki de aklımın ucundan bile geçmezdi. Bir gün aile dostumuz Hamdi Değirmencioğlu geldi evimize. Atlas Film’in beyaz perdeye aktaracağı “Şeytan Mayası” adlı senaryoyu yazmıştı. Bu senaryodaki rollerden birinin tıpa tıp benim karakterime uyduğunu ve beni oynatmak istediğini söyledi. Rahmetli babam ses çıkarmadı, fakat annem. Kıyametler koptu. Onun gönlünü yapana kadar tam dört ay uğraştık. İşte böylece ilk filmim “Şeytan Mayası”nda Çolpan İlhan, Kenan Pars ve Sadri Alışık ile beraber oynadım. Bu filmi çevirirken bile, bu işi meslek edineceğim aklımın ucundan bile geçmiyordu.

0375-evrim-fer-kimdir-1954-ayda-bir-dergisi (02)

Kaynak: 1954, Ayda Bir Dergisi