• Gözüm arkada kalmamalı
• Yemek pişirmeli
• Dikişini dikmeli
• İyi bir anne olmalı

«KARAKTERİ temiz, pişirdiği yenilir, diktiği giyilir, boyu boyuma; huyu huyuma uyan; kocasının en iyi gününde de, en kötü gününde de hep yanında olan bir eş arıyorum..»

Böyle diyor 43 yaşında hayatını şoförlük yaparak kazanan Ahmet Çalışır. Sadece Ahmet Çalışır değil, konuyla ilgili konuştuğumuz erkeklerin hemen hepsi aynı şeyleri belirtiyorlar.

Değişik toplum katmanlarından, değişik meslek gruplarından konuştuğumuz kişiler ayrı ayrı şeyler söylüyorlar. Mobilyacılık yapan Galip Çiftçi:
— Günümüzde eş seçimi çok zor. Bu özellikle büyük kentlerimiz için böyle. Çünkü eline el değmemiş bayan bulabilmek güç. Biz ne de olsa Anadolu çocuğuyuz. Oralarda büyüdük. Evleneceğim bayanın geçmişindeki en ufak bir kuşku benim için zor olur. Elbette ben de çok isterim kentte büyümüş bir bayanla evlenmeyi… Dedim ya, eline erkek eli değmemesi lazım, işte bu yüzden yaşım başım geldiği halde bir türlü evlenemiyorum. Bir de evleneceğim bayanda, aradığım birtakım özellikler var. Bunların başında iyi bir ev kadını olması geliyor. Temizliği olmalı, söküğü giyilmeli… Evde akşamları dırdır etmemeli. Şikâyetçi olmamalı.

Şikâyetçi olmamalı!
Bu iki kelime aslında bütün erkeklerin açıktan açığa söyleyemedikleri ama içten içe istedikleri bir konu. Bu bir bakıma hâlâ toplumumuzda kadınlara verilen değeri gösteriyor. Aslında ne kadar kadın-erkek eşitliği denilirse denilsin, toplumumuzda kadınların gördüğü ilgi «şikâyetçi olmamalı» gerçeğinde saklı.

Ahmet Çalışır, «Huyu ve karakteri de güzel olmalı ama» diyor ve, «Kocası 8-10 saat çalışan bir kadın, kocasının gelmesini dört gözle beklemeli. Örneğin ben her akşam içerim. Akşam eve geldiğimde sofranın kurulduğunu, karımın beni güleç yüzle beklediğini bilmeliyim»
diyor.

Bir lokantada garsonluk yapan Tokatlı Ali Kılıç’ın söyledikleri ise daha farklı şeyler değil.
«Evleneceğim bayanda her şeyden önce beni ve benim onu sevmem gerekir. Bir de karakteri iyi olsun. Büyük kentlerde kendime bir eş düşünmedim. Çünkü ailem buna karşı. İster istemez memleketimizde köyümüzden biri ile evleneceğim. Daha doğrusu ailem böyle istiyor. Daha doğrusu ailem böyle istiyor. Benim bu konuda pek tercih hakkım yok.
Ama mutlaka karşılıklı sevgi gerekir. Güzellik o kadar önemli değil. Bir de ev işlerini iyi yapabilmeli, huyu güzel olmalı.

AYAKLARIMI OVSUN YETER
Bir de hamalla söyleştik bu konu üzerine. Hasan Güven, 1949 doğumlu, Karslı.
— Neden bu zamana kadar evlenmedin?
«Nasıl evlenek? Bu devirde yuva kurmak o kadar golay mı? Ekmeğin fiyatı kaç lira oldu, habarın yok mu?
Şurada kazandığımız ne ki zaten. Hem başlık parası, hem takı parası derken kaç paraya çıkar bir düğün?»

— Peki evlenmek isteseydin kendine nasıl bir eş seçerdin?
«Karıyı bulduk da seçmesi kaldı. Ama madem ki sordun cevap vereyim. Bir kere benim gönlüm onda, onunki de bende olmalı. Diktiği çorabı giyince parmağım dışarı çıkmamalı. Akşama kadar yük taşımaktan, yol yürümekten belim bükülür, ayaklarım su toplar. Eve vardığımda ayaklarımı bir güzel ovmalı. Şen dilli olmalı, güzel gonuşmalı. Yemeği sıcak tutmalı»

Kaynak: 1984, Hayat Dergisi