Taksim’de Bayram apartmanının 5 numaralı dairesinde geniş bir salon. Şark usulü döşenmiş. Ancak sedirler, koltuklar kilimlerle kaplı. Radyoda hüzünlü bir neyden çıkan nağmeler bütün odaya yayılıyor. Karşımda sert yüz hatları, yeşil gözleri ve son zamanlarda bıraktığı kısa kumral sakalı ile Hüseyin Peyda. Onun etrafında çocukları.
— Bu Mübeccel, diyor. En büyükleri. Bu da Semra!
Sonra elini kıvır kıvır saçlı, küçük oğlunun yüzünde dolaştırıyor. Bu küçük yaramazın adı da Abbas. Böylece Ormen ailesinin en küçük fertleri ile tanışmış oluyorum. Zira Peyda, sinema için alınmış bir soyadı. Hüseyin bunu «Bizim aile çok mutassıptır. Bunun için perdede Ormen olarak görünmem imkansız gibiydi» diye izah ediyor.

Hüseyin Peyda ile ilk defa karşılıklı konuşuyoruz. Daha önceleri bilhassa geçen yaz mevsiminde sık sık Kadıköy vapurunda görürdüm onu. Suadiye’de asfaltın sağında kocaman ahşap bir evde oturuyordu. Yazlıktaydılar. Sinema üzerine konuşuyoruz önce.

Sinemanın Hüseyin Peyda’nın hayatında büyük etkileri olmuş. Sinema sayesinde sevilmiş, şöhret olmuş. Otellerde ona yer vermemişler. Sebebi yine sinema ve sinemadaki şöhreti. Zira hangi otele gitse hayranları kapıları, pencereleri kırıyorlarmış bir zamanlar. Mutlu devirlerdi onlar diyor. Sinemada aradığımı bulmuştum. Ama sonra, sonrası hiç.

Sinemaya bir iddia üzerine girmiş. Artist olmayı kafasına koymuş. Vefat Örfi vasıtası ile tanıdığı Hayri Egeli’nin bir film yapacağını duyunca resimlerini göndermiş. Egeli beğenmemiş. «Sinema tipi değil bu» demiş. Ama Peyda artist olacak. Çaresi yok bunun. Hayır, hayır var. Tutmuş bakır fabrikasını satmış. Oturmuş bir de senaryo yazmış. «Söyleyin Anama Ağlamasın» Temel Karamahmut, Semih Evin ve Sezer Sezin’in de yardımıyla film tamamlanmış. Umulanın üstünde bir başarı kazanmış bu film. Hemen ardından bir film daha.      «Mezarımı Taştan Oyun»

— Bu rağbetin sebepleri nelerdir sizce?
+ Konu çok kuvvetli idi. Sonra ben aynen bunu seyirciye aksettirebildim. Mezarımı Taştan Oyun o zaman için yepyeni dekorlar, değişik kıyafetleri ile de büyük sükse yapmıştı. O günlerden bahsederken Peyda’nın gözleri bir başka türlü parlıyor. Eski yıllar hep mutlu anılarla dolu.


Kaynak: 1963, Artist Dergisi