Sanat dünyamızda akıl almaz fırtınaların ardı arkası kesilmiyor. Dün pavyonda yüz elli lira yevmiyeyle çalışan kadın, bir bakıyorsunuz İstanbul’un bir gazinosunda yirmi beş bin lirayı cebine koyup assolist olup çıkıyor. Veya kıyıda köşede kalmış birazcık sesi olan bir erkek, kadın giysileriyle ilgi çekip, seyirci topluyor. Hangi değer yargısı işliyor bu zamanlarda. Bilinmiyor ama! İnsanoğlunun merakı bu insanları el üstünde taşımaya, zengin etmeye, yetiyor da artıyor bizce. Evet, son günlerde bir gece kulübünde çalışan Akhisar’ın Kapaklı köyünden bir çingene ailesinin 10 çocuğundan biri olan Kibariye’den söz edeceğiz. Türk filmlerinde izlediğimiz senaryolara benzeyen Kibariye’nin geçmişi ve bugünü nasıldı? Binlerce lira kazanan yirmi yaşındaki bu küçük kızın, çevresiyle uyumu, bağdaşması, tavırları niceydi? İşte bu merak bizleri Kibariye’ye götürdü.

0337-seksenli-yillarda-buzdolabi-reklamlari-arcelik-365a-model-dolap-gorseli
365A — Ülkemizin değişken voltaj koşullarına göre özel olarak değiştirilmiş, 165-240 volt arasında tam randımanla çalışabilen Arçelik kompresörü sessiz ve sağlamdır.

Odasına girip “Merhaba” dediğimizde,” Merhaba, sizler kimlersiniz? Ben Kibariye. Ağabey de sizle mi? Gelin oturun, ayakta durmayın. Matinem çok iyi geçti. Beni seviyorlar be abla” sözcüklerini peşi sıra duyunca verecek yanıt bulamadık. Bunca yıllık gazeteciliğimizde inanın ne böyle bir assoliste ne de böyle bir assolist odasına rastlamamıştık. Acaba yanlış mı geldik diye foto muhabiri Cengiz Kapkın’la birbirimize baktığımızda, odaya giren dördüncü şahsın “Kibariye, bu elbisen çok iyiydi” sözüyle yanılmadığımızı anladık. Ve menajeri Turgut Akyüz’den aldığımız izinle Kibariye ile söyleşiye başladık. Ne ben gazeteciydim, ne de o bir assolist. Sanki, sokaktan birini çevirip iki saat bir yerde oturup konuşmaydı, hepsi bu.

0337-helena-rubinstein-1981-yilinda-gunes-kremi-reklamlari-sun-treatment
SUN TREATMENT — Güneşe çıktığınızda emin bir bronzlaşma için Sun Treatment’in güneş filtrelerine (Visible Sun Screens) ihtiyacınız var. • Helena Rubinstein

Kızıl saçları, kısacık boyu ve çok az makyajlı suratıyla Kibariye sokakta her gün rastlayabilecğeimiz kadınlardan biri. Daracık bluciniyle, özensiz giyimi de şaşırtıcı yanı. Sık sık çingenelerin ağzından düşmeyen “A be” sözcüğü her cümlenin başında yer alıyor. El kol hareketleri alabildiğince abartmalı, kontrolsüz. Gülmesi de öyle. Kısacası assolist nazlılığı, kibarlığı hiç mi hiç yok. Yıllardır assolist odalarında saatlerce beklemek, bir lâfı ağzından alabilmek için ter dökmek gazetecilerin beğenmediği olaylardandır. Ama bu kez böylesine rahat, böylesine doğal bir assolist görünce şaşırdık. Söze nereden başlasak diye düşünürken çaylarımız geldi. Kibariye, “Kaç çay borcum oldu ağabey?” diyerek kahveci çırağıyla konuşmaya başladı. “Bunlarla birlikte 130 lira” oldu cevabını alınca, “Vay be, amma içmişiz. Kocam Tunay İzmir’den dönünce hesabı veririm. Bende para yok. BMW marka arabamızı almaya gitti. Yarın gelecek” dedikten sonra sormamıza gerek kalmadan, “Bu kez arabayı kendi üstüme yaptırdım. Belki biliyorsunuz, ne okumam var ne yazmam. Zaten pavyonda çalışırken Tunay şofördü. Ona aşık oldum. Üç yıl konuştum. Sonra da kaçtım. Ailesi çingene olduğum için beni istemedi. Tunay çingene değildir. Bazen yalan yanlış onun da çingene olduğu haberleri yazılıyor. Kocam çok üzülüyor. Siz hangi gazetedensiniz ablacığım?” sorusuyla ben soru sormadan Kibariye’nin sorusuyla karşı karşıya geldim.

0337-kibariye-genclik-fotograflari-1981-kadinca-dergisi-haberleri (2)
RÖPORTAJ: Semra Sürendallı • “En Kral Gazinoda Bile Okurum” (1981, Kadınca Dergisi)

Kadınca Dergisi’nden geliyoruz. Hiç gördün mü dergimizi?
— Ne bileyim. Hiçbir dergiyi, gazeteyi bilmiyorum. Çünkü ilkokula bile gitmedim. Ailemin 10 çocuğu vardı. Ben küçük yaşta kahvehanelerde şarkı söylemeye, oyun oynamaya başladım. Aileme baktım. Sonra İzmir’e gittim. Gecede 150 lira kazanıyordum. Bir pavyonda çalışmaya başladım.

0337-pamukbank-iyi-bankadir-turkiye-nin-en-buyuk-bes-ozel-bankasi-genc-pamukbank
GENÇ PAMUKBANK — Pamukbank’ın dinamizmi, hizmet anlayışı ve daima daha çok kazandıran bankacılığı, mudinin büyük güveniyle bütünleşti. Sonuçta Pamukbank, Türkiye’nin en büyük 5 özel bankasından biri oldu!

“Irkınız dediğimde” lâfı ağzımdan kaptı
— Allahaşkına söyleyin ağabey, abla. Çingene olmak suç mu? Üstelik aslımı inkâr etmiyorum. Bizim ırk çok temizdir. Dert bilmez. Üstelik kocasına da çok sadıktır. Ben günde altı yedi defa buzdolabı temizlerim. Eğer bu kadar temiz olmazsam, kocamı elden kaçırırım. Gözü dışarıda olur. Tunay’ı hiç gördünüz mü bilmem. Öyle yakışıklı ki. Ama her şeyden önce huyu güzel. O beni aldatmaz. Ben de onu. Şimdi BMW’si oldu, acaba arabaya kız filan alır mı?

0337-kibariye-genclik-fotograflari-1981-kadinca-dergisi-haberleri (0,)
BİR POZ VERİR MİSİN? — Kibariye saçından bir tutam havaya kaldırıp poz verdiğinde “Aaaa artık poz vermesini öğrendim!” yanıtıyla kendinden pek çok emindi.

Pavyonda 150 lira alırken, 25 bin lira kazanmak nasıl bir duygu?
— Bir gün Beyaz Kelebekler’in eski elemanlarından Turgut Akyüz beni dinledi. Ve sesimi çok beğendi. İstanbul’a kendi gazinosuna çağırdı. Ben de peki dedim. Geliş o geliş. İlk gününden gazino dolmaya başladı. Üç ay çalıştım hiç boş masa yoktu. Galiba beni dinleyenlere kendimi sevirdim. Onlarla evimdeymiş gibi sahneden konuşmaya başladım. Şakalar bile yaptım. Sonra Ankara’ya çağırıldım. Başkent Gazinosu’nda sahne aldım. Çok iyi iş yaptım. Şimdi yine Turgut ağabeyin gazinosundayım. O benim babamdır.

Bir gün daha büyük bir gazinodan teklif alırsam gider misin?
— Turgut ağabey izin verirse tabii ki. En kral gazinoda bile okurum. Kimler olursa olsun korkmam. Biliyor musunuz ben sahnede heyecan duymuyorum. Küçüklüğüm şarkı söylemekle geçti. Arkadaşım Mucize, “Sen bir gün büyük ses olacaksın” derdi ve ona inanırdım. Tüm bunlar rüya gibi gelmiyor yani.

PIRLANTADAN MIRLANTADAN ANLAMAM
Fikret Hakan çok iyi bir adam. Bana yardımcı oldu. Kör kızı oynarken kendimi kör hissettim. Kim bilir adlı şarkı da benim şöhretime neden olan parçadır. Bunu filmde de söylemiştim. Gönül Akkor’u, Muazzez Abacı’yı, Gönül Yazar’ı ve Zeki Müren’i beğenirim. Bugüne dek gördüğüm artistlerin hepsi güzel, bebek gibi. Ama onlar da insan. Bana ne! Hiçbirinden çekinmedim, çekinmiyorum da.

Mücevher sevmem mesela. Pırlantadan, mırlantadan anlamam. Üç yıl önce Almanya’ya gittim. Konser verdik. Oradaki kahvehanelerde bana iki pırlanta yüzük hediye ettiler. Ben de getirdim anneme verdim. O da sattı. Bir güzel yedik parayı bitirdik. İstanbul’daki çalışmalarımla araba aldık. Biraz daha param olsun ev alacağım, sonra kendime güzel bir bakkal açacağım. Eczane gibi bir şey de olabilir.

0337-kibariye-genclik-fotograflari-1981-kadinca-dergisi-haberleri (1)
K HARFİ — Kibariye’nin okuma yazması yok. Senetlere, anlaşmalara nasıl imza atıyor merak ettik. Bir “K” harfini çizip bir şeyler karalayan imzasını almayı unutmadık. (1981, Kadınca Dergisi)

İlk kazandığın parayla ne aldın?
— Abla be! Annemi, babamı, kardeşlerimi çok özledim. Pek çok paralar kazanayım onları İstanbul’a getireceğim. İlk kazandığım parayla anneme iki elbise bir de şalvar aldım. Şimdi de onlara yine para gönderiyorum. Zaten evi hep ben geçindirdim.

POZ ATANLARA ÇOK KIZIYORMUŞ
Mert insanlara bayılıyorum ben. Bizim ırkımız çok merttir, yalanla dolanla işimiz yoktur. Kendini kasanlara, poz atanlara öyle kızıyorum ki. Birkaç kişi gördüm böyle. Yine artistlerden, beni dinlerken heykel gibi oturuyorlardı. Ufak ufak el çırpıyorlardı. Ne yani onlar da Allah’ın kulu değil mi? Onların sesi güzelse bizimki çirkin mi? Allah vergisi bu ses. Duygulandığım zaman beste yapıyorum. Açıyorum teybi, içimden geldiği gibi söylüyorum. Yakında bu parçalardan oluşan bir plağım çıkacak. Hatta geçenlerde öyle çok şarkı söylemişim ki, yukarıdaki kiracı rahatsız oldu, kapımızı çaldı. “Ayıp değil mi yaptığınız?” diye bağırdı. Ben kapıya çıkmadım. Ama utandım. Ertesi gün gittim, “Kusura bakmayın” diy eözür diledim. Apartman hayatına pek alışamadım.

0337-eti-sultan-bademli-biskuvi-seksenli-yillarda-biskuvi-markalari
ETİ SULTAN — Hayır denemeyecek kadar nefis bisküvi. (Pars/McCann)

ŞARKICIYIM BEN. HA SONRA ÇIKMIŞIM HA BAŞTA!
Boşver abla böyle şeyleri. Dedim ya, en kral gazinoda bile okurum. Galiba izleyenler merak ediyorlar beni. Ufacık, tefecik bir kızı görünce şaşırıyorlar. Ama çok alkışlıyorlar, o zaman mest oluyorum. Alıyorum darbukayı, başlıyorum çalmaya.




0337-gonul-yazar-1981-yili-fotograflari-kadinca-dergisi-kapagi

 Kaynak: 1981, Kadınca Dergisi