Fikriye Hanım ve Lâtife Hanım. Kader ya da rastlantılar, bu iki kadını birbirine “rakip” yaptı. Aynı erkeği sevdiler. Bu yüzden karşılıklı olarak büyük acılarla yoğruldular. Mutluluğun doruklarıyla, umutsuzluğun yoğun karamsarlıkları arasında, yaşamları boyunca durmadan gidip geldiler. Sonuçta, Mustafa Kemal’i sevmek, onlara belki de biraz pahalıya mal oldu.

Fikriye Hanım, 1897 yılında Mora Yenişehiri’nde dünyaya geldi. Zübeyde Hanım, Ragıp Bey’i kendisine ikinci eş olarak seçince, Fikriye bu aileyle akraba oldu. Çünkü, Ragıp Bey’in kardeşinin kızıydı. Bir başka deyişle, Mustafa Kemal’in üvey babası, onun amcası oluyordu.

Fikriye, yaşadığı döneme göre, oldukça iyi bir eğitim gördü. Babası Albay Hüsamettin Bey, bütün çocukları gibi onu da özel öğretmenler tutarak yetiştirdi. Müziksever biri olduğundan, kızının piyano öğrenmesini istedi. Fikriye’ye de bir müzik hocası buldu. Genç kız müziğe yatkındı. Piyanoyu kısa sürede ilerletti. Sonraki yıllarda, en sıkıntılı anlarda, piyanosunun başındaydı.

0380-fikriye-hanim-latife-hanim-ve-mustafa-kemal-ataturk-1983-kadinca-dergisi (2)
Fikriye Hanım, Lâtife Hanım, Mustafa Kemal ve merhaba hüzün. (1985, Kadınca Dergisi)

Biraz gelişip serpilince, ailesi Fikriye’yi bir Mısırlı ile evlendirdi. Henüz çocuk denecek yaştaydı. Bütün karşı koymalarına rağmen kurtulamadığı bu evlilik, ilk günlerden başlayarak tersliklerle dolu geçti. Kocasının işi gereği Mısır’a yerleşen genç kadın, oradaki yaşam biçimine bir türlü alışamaz. Özgürlüğü, bütünüyle elinden alınmıştı. Kendisinden yaşlı olan kocasını sevmiyordu. Kaba bir adamdı, para kazanmaktan başka bir düşüncesi yoktu. Kadın ruhuna yabancıydı. Ona bir eşya gözü ile bakıyordu. Genç kadını çileden çıkaran da buydu.

Sonunda kararını verir ve her şeyi göze alıp kocasını terkeder. Hemen amcasıyla evlenen Zübeyde Hanım’a gider karşısına çıkan ilk gemiye binerek. Selanik’te birkaç kez karşılaştığı ve ünü giderek yayılan genç ve yakışıklı subay Mustafa Kemal’e hayranlığı vardı. Vaktinin büyük bir bölümünü Zübeyde Hanım’ın evinde geçiren Fikriye, kendisini yeni bir yaşamın eşiğinde sayıyordu.

Beşiktaş Akaretler’deki 76 numaralı evde Mustafa Kemal, Fikriye’ye abice bir sevgiyle yaklaşıyor, ona tasarlarından söz ediyordu. Sorduğu soruları açık yüreklilikle cevaplandırıyor ve sıkça önemli günlere hazırlandığını söylüyordu. Hayranlık duyduğu adamın candan dostluğu ve artniyetsiz içtenliği, Fikriye’yi iyice rahatlattı. Fakat bir gün Zübeyde Hanım, Fikriye’yi oğluna uygun görmediğini yüksek sesle söyledi. O akşam dediklerine bakılırsa, oğlunun evlenip bir yuva kurmasını elbette istiyordu. Vakti gelmişti. Ama, bu yuvanın kadını Fikriye olmamalıydı. Yuva yıkan bir kadın, yuva yapamazdı!

0380-fikriye-hanim-latife-hanim-ve-mustafa-kemal-ataturk-1983-kadinca-dergisi (5)
KAYNAKÇA: Atatürk Ansiklopedisi (Ömer Sami Coşar), Meydan Larousse Ansiklopedisi, Hayat Ansiklopedisi, Hayat Tarih Mecmuası, Hayat Koleksiyonu, Milliyet Koleksiyonu, Yıllarboyu Tarih koleksiyonu // DERLEYEN: Bülent Şentay

LATİFE İLE TANIŞMA
Büyük Taarruz’un başarıyla sona erdirilip, İzmir’in düşman işgalinden kurtarılmasının ardından Mustafa Kemal İzmir’e gitti. Kordonboyu’ndaki karargâh, güvenlik açısından tehlikeli bulununca, Uşakizade ailesinin Göztepe’deki köşküne yerleşti.

Büyük kumandan, Uşakizadeler’in evine, İsmet ve Fevzi Paşa’lar ile birlikte gitti. Ve orada, ailenin büyük kızı Lâtife ile tanıştı. Genç kız, onları merdivende karşıladı, ellerini öptü. Sonra birlikte yemeğe oturdular. Lâtife yemek masasında Mustafa Kemal’in sağındaydı. İlk kez gördüğü bu başarılı askere durmadan sorular sordu, aldığı cevapları hayranlıkla dinledi.

Takvimler 12 Eylül 1922’yi gösteriyordu o gün. İzmir, savaş sonrasının telaşlı, bir o kadar da sevinçli karmaşasını yaşıyordu. Bir yandan da şehir, alev alev yanıyordu. Yangın, Ermeni mahallesinin bulunduğu yerden başlamıştı. Gökyüzüne yükselen kara bulutlar, zaferin yolaçtığı coşkuyu gölgeliyordu. Buna karşın, genç Lâtife’nin gözü, o gün yalnızca Mustafa Kemal’i görüyordu.

Mustafa Kemal, İzmir’den Ankara’ya döndüğünde annesinin sağlık durumunun iyice bozulduğunu öğrendi. Doktorların hava değişikliğini gerekli görmeleri üzerine Zübeyde Hanım, 1922 yılının sonlarına doğru İzmir’e gönderildi. İzmir’de geçen günleri boyunca, yaşlı annenin bakımını bütünüyle Lâtife Hanım üstlendi. Hep başucundaydı Zübeyde Hanım’ın. Saygı ile çevresinde dolanıyordu. Kendisi yetmiyormuş gibi, köşkteki diğer görevlileri de bu muhterem kadına hizmet etmeleri için adeta seferber etti.

0380-fikriye-hanim-latife-hanim-ve-mustafa-kemal-ataturk-1983-kadinca-dergisi (10)
KAYNAKÇA: Tek Adam (Şevket Süreyya Aydemir), Atatürk ve Lâtife Hanım (İsmet Bozdağ), Kutsal İsyan (Hazan İzzeddin Dinamo), Kutsal Barış (H. İzzeddin Dinamo), Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler (Prof. Dr. Afet İnan), Yakınlarının Ağzından Atatürk (Selahaddin Güngör), Atatürk’ten Yazdıklarım (Prof. Dr. Afet İnan), Türkiye 1923-1973 Ansiklopedisi)

FİKRİYE ALMANYA’DA
Mustafa Kemal, Almanya’ya gitme konusunu Fikriye Hanım’a Bursa’da açtı. Genç kadın önce bu öneriye kesin olarak itiraz etti. Hastalığı o kadar önemli değildi. Bir süre sonra hiçbir şeyi kalmazdı. (Fikriye Hanım ciğerlerinden rahatsızdı, durmadan öksürüyor ve bazen kan tükürüyordu.) Gelip geçici bir rahatsızlığı bu kadar büyütmeye gerek yoktu. Öte yandan Zübeyde Hanım, İzmir’de geçirdiği son günleri boyunca Lâtife Hanım’ı çok sevmişti. Onun bilgili, görgülü, kültürlü ve sevimli bir hanım olduğu yolunda oğluna haberler yollamış ve bu haberlerin Mustafa Kemal’in üzerinde etkili olduğu da ileri sürülüyordu.

Bu söylentiler iyice artınca, Fikriye Hanım, geziye çıkacakları gün ne yapıp ne etmiş, Lâtife’nin bir fotoğrafını ele geçirmişti. İşte bu yüzden “zoraki” yolculuğa karşıydı. İçinden bir ses onu Lâtife’ye karşı uyarıyor, gözünü dört açmasını öğütlüyordu. Mudanya’dan Münih’e doğru yola çıkan Fikriye umutsuzluk içindeydi. Her sabah bir öncekinden daha perişandı. Sürekli kilo veriyordu. Doktorların öğütlerine kulak asmıyor ve İzmir’de neler olup bittiğini merak ediyordu. Kaygı dolu bir meraktı bu.

MUSTAFA KEMAL EVLENİYOR
1923, Ocak ayının sonları. Mustafa Kemal, annesinin mezarını ziyaret etmek için İzmir’e gider. Kabristanın başında bir konuşma yapar ve yanında bulunanlara önemli kararını açıklar:
— Sevgili annemin son dileğini yerine getiriyorum. En kısa zamanda Lâtife Hanım ile evleneceğim.

0380-fikriye-hanim-latife-hanim-ve-mustafa-kemal-ataturk-1983-kadinca-dergisi (1)

Kaynak: 1983, Kadınca Dergisi