Son yıllarda yaşanan büyük göç dalgası, özellikle Güneydoğu Anadolu’da söz sahibi olan aşiret üyelerinin önemli bir bölümünün kentlere yerleşmelerine neden oluyor. Ancak kentleşme süreciyle birlikte aşiret üyelerini bir arada tutan gelenekçi kurumlar, yerini somut çıkar ilişkilerine dayalı kurumlara bırakıyor. Bu kesim, kent nüfusunu önemli bir şekilde etkileyerek, ekonomisinde ve siyasal yapısında değişiklikler yapabilir. Görüldüğü kadarıyla; “kent aşiretleri” kendi çıkarlarına cevap verebilecek iktidarı arıyor.

Önce “taşı toprağı altın” diyerek büyük kentlere aktılar. Bir yorgan, bir döşek sırtlayıp yollara düştüklerinde kentte para kazanma umudu vardı içlerinde. Bir süre sonra kira odalarından çıktılar. Eşin dostun yardımıyla kentin yamaçlarına gecekondular yaptılar. Sonra bu küçük evlerin yerine kalfa işi çok katlı binalar dikmeye başladılar. Bu serüvene atıldıklarından bu yana neredeyse kırk yıl geçti. Ne var ki, onların tam anlamıyla “kentli” olabildiklerini söylemek hâlâ güç. Çoğu büyük kentlerde yaşayan birer Sivaslı, Kastamonulu, Trabzonlu, Ordulu, Yozgatlı, Çorumlu, Maraşlı olarak kaldı. Toprağa bağlı aşiret, akraba ilişkilerinin yerini, kentin yaşam zorlukları karşısında sığındıkları bir liman olan “hemşerilik” bağları almıştı artık. “Nüfuzlu” hemşerilerin başı çektiği, çoğu zaman “cemiyet” ya da “dernek” şeklinde örgütlenmiş “hemşeri grupları” içinde kimlik kazanmaya başlamışlardı.

metropoldeki-gizli-iktidar-kent-asiretleri-nokta-dergisi-arsivleri (2)

Ardından, Güneydoğu illerinde yaşanan terörden kaçanlar yine Batı’nın büyük kentlerine geldiler. Devrin başbakanı Turgut Özal’ın da teşvikiyle büyüyen göç dalgasının insanları, feodal değerlerinin çekimiyle kendilerinden önce gelen hemşerileriyle kaynaşıp kendi sosyal, siyasal ve ekonomik yapılarını da oluşturdular. Böylece adeta, kentin içinde kente rağmen, tanımı hayli zor yapılanlamalar oluştu:
“Kent Aşiretleri”

metropoldeki-gizli-iktidar-kent-asiretleri-nokta-dergisi-arsivleri (3)

Her şeyi hızlı yaşıyoruz
Türkiye’de yaşanan hızlı kentleşme, kırsal kesimde de nüfüsu azalttığı için 2005 yılından sonra kente göçecek insan kalmayacak. Böyle devam etmesi halinde Türkiye’de 71.9 milyonu bulacak nüfusun 60.2 milyonu (%83.7) kentlerde, 11.7 milyonu (%16.3) kırsal kesimde yaşayacak. Kent nüfuslarındaki bu şişme, kimileri tarafından Türkiye artık kentleşiyor diye değerlendiriliyor. Ancak altyapı, istihdam ve yerleşim sorunlarını çözümleyemeyen Türkiye yıllardır 10 milyonu aşan nüfusa sahip İstanbul’un sorunlarını tartışıyor. İstanbul Mali Şube eski müdürü Salih Güngör, bunu zamanında Almanya’ya yerleşen Türklerin durumu ile karşılaştırıp, şunları söylüyor:
— Örneğin seyyar satıcılar veya küçük esnaflar kentilerine ait, hem kentli hem kentten farklı bir altkültür oluşturmuşlardır.

Gelir dağılımı ile ilgili olarak yapılan diğer bir incelemeye göre 1-9 milyon arası geliri olan kesim, toplamın yüzde 68.9’unu oluşturuyor. 16 milyonun üzerinde aylık geliri olanlar ise sadece yüzde 5.8 düzeyinde bulunuyor.

metropoldeki-gizli-iktidar-kent-asiretleri-nokta-dergisi-arsivleri (1)
Nokta Dergisi kapak görseli (1995)

Kaynak: 1995, Nokta Dergisi