“Baba imajını bu erkeklerden hangisi veriyor?” sorusunun birincisi olan Erol Evgin otuz üç yaşında. Erol Evgin’e sonuçlar aktarıldığında: “İnanamıyorum. Kadınca okuru o denli değişik, o denli başka ki, kuvvetli rakiplerim arasında kendime hiç şans tanımıyordum” dedi. Bu ayki konuğumuz olan Erol Evgin, evli ve iki çocuk babası. Sanatçıyla baba kavramı, çocuk ve kadın üzerine konuştuğumuzda yaşına göre hayli olduğunu görerek okurlarımızın önsezilerinin büyüklüğünü saptadık.

0209-erol-evgin-roportaji-1981-kadinca-dergisi (2)

Sizce aile kavramı nedir?
Aslında bir kavramı aktarırken hep zorlanırım. Gerçeği söylemek gerekirse karım ve iki çocuğum benim kocaman dünyamdaki mutluluğumdur. Onlarla her türlü güzelliği, sevinci tadıyorum. Ve de herkesin ailesiyle bu duygular içerisinde olmasını dilerim. Bence aile, mutluluk, sevgi, sevinç ve güzellik kavramlarının bütünleştiği bir müessese. Tabii saydığım bu kavramların, kişilerin kendi yorumlarıyla bütünleşmesi önemli.

Çocukluğuna gitmek istersek
Kısa biyografimle birlikte ailemden söz edeyim. 1947’de İstanbul/ Moda’da doğmuşum. Anadolulu bir ailenin çocuğuyum. Babam Vanlıdır. Annem ise Karadenizli. Karadeniz örf ve adetlerinin yoğrulduğu bir aile eğitimi içinde büyüdüm. Beş erkek kardeşten dördüncüsüyüm. Güzel bir dengeli bir çocukluk geçirdiğimi söyleyebilirim. İlk, orta ve lise eğitiminden sonra Güzel Sanatlar Akademisi’nin mimarlık bölümünü bitirdim. Öğrencilik yıllarımda da müzikle ilgilendim.

0209-erol-evgin-roportaji-1981-kadinca-dergisi (1)

Baban nasıl bir adamdır?
Şarklı biriydi babam. Hayli otoriter bir kişiliğe sahip olmasına rağmen iş sorunlarını eve getirmeyen biriydi. Ailem babaerkil olduğu için “baba” kavramının ailedeki önemini aktarmaya bilmem gerek var mı? Her ne kadar annem ev içinde ve gündüzleri bizlerle uğraşsa da, gece babamın bizler için alacağı kararlar her şeyin üstündeydi.

Sevgi aile içinde önemli midir?
Sevgi kadar önemli bir duygu olamaz. Ben bu denli sevgi dolu büyümeseydim, karıma ve çocuklarıma inanın aktaramazdım sevgiyi. Aslında bir fidana benzetmek mümkündür sevgiyi. Ona gösterilen itina sonunda ya gelişir ya da kurur. Sevgi insan yaşamının en önemli ögesi.

0209-erol-evgin-roportaji-1981-kadinca-dergisi (3)
Erol Evgin, sunuculuk, oyunculuk ve mimarlık da yapmıştır. (Kaynak: 1981, Kadınca)

Annen nasıl bir kadındır?
Klasik bir Türk kadınıydı annem. Babanın hakimiyeti olan bir evde annenin söz sahibi olduğu alanlar bellidir. Ailesi için saçını süpürge etmiş bir kadındır annem. Dikiş, nakış bilir. Büyük çocuğun küçülen giysilerini diğerine aktarmak en önemli işlerinden biriydi. Vefakâr ve şefkat doluydu annem. Özellikle kardeşler ve baba arasında arabulucuydu. Hele ki delikanlılık dönemimizde.

0209-erol-evgin-roportaji-1981-kadinca-dergisi (00)

ALBÜMDEKİ ŞARKILAR
Bir Bakışın Yetti
Canım Benim
Deli Divane
Dostum Ben Bu Dünyaya Alışamadım
Neydi O Yıllar
Rüya
Sen Pişman, Ben Pişman
Tüm Bir Yaşam
Yabancı
Yine De Güzeldir Yaşamak (1981)

Genç evlenmeye karşıyım
Yirmi altı yaşında evlendim ben. Kişilerin genç evlenmelerine taraftar değilim. Çünkü kişilik küçük yaşlarda pek oturmuyor. Yaşları küçük olduğu, birbirlerini tanıdıklarını zannettikleri andan itibaren kişiliklerinde bazı değişiklikler oluyor. Bunlar da sürtüşmeye ve tartışmaya yol açıyor. Diğer önemli bir neden de genç yaşta evlenen kişiler ekonomik bağımsızlıklarını elde etmemiş oluyor. Anne ve babanın desteğiyle yürütülen bir evlilik sonuç getirmiyor.

Sizce kadın ve erkek eşit midir?
Bu eşitliğe inanıyorum. Türk toplumunda bu eşitliğin çağdaş ölçüde olmadığı da bir gerçel. Kadına fazlasıyla görev düşüyor ve ezilenler de kadın oluyor maalesef.

0209-erol-evgin-roportaji-1981-kadinca-dergisi (4)

Kaynak: 1981, Kadınca Dergisi