Radyo Haftası bu alanda yayımlanan ilk magazin dergisiydi. İlanlarında da söylendiği gibi “Türkiye’de radyosu olan 271 bin 776 evin mecmuası” olacaktı. İçeriğinde, “Ankara ve İstanbul Radyoları’nın bir haftalık programları, radyoda sesini dinlediklerinizin en güzel resimleri” düzenli olarak yer alacaktı. 27 Mayıs 1950’de, Müzeyyen Senar kapaklı ilk sayısında, “Her evin radyosu üstünde bir hafta saklanacak olan mecmua” sloganını da kullanıyordu. Bu ilk sayının konularından birkaçı şöyle sıralanabilirdi. “Müzeyyen Senar geceleri niçin tabanca taşıyor? Genç kızların sevgilisi Ahmet Üstün’e gelen aşk mektupları. Perihan Altındağ kocası ile nasıl evlendi? Beş vakit namazını kılan Hamiyet Yüceses ıspanak pişiriyor. Manisa halkı radyoyu nasıl dinliyor?”

BERRİN ERBAY — Ben sana gönül vereli bak ne hâl oldum / Açılmış gonca gül iken sararıp soldum / Bir güzele gönül verip aşkına yandım / Ah efendim bu hâlimi kime söyleyim /  Dünyâ bana haram oldu sensiz neyleyim (1951, Radyo Haftası)

Ragıp Şevki Yeşim tarafından çıkarılan Radyo Haftası’nı 22 Haziran 1950 tarihli ilk sayısıyla Recep Ekicigil’in Resimli Radyo Dünyası izledi. Resimli Radyo Dünyası’nın Zehra Bilir kapaklı ilk sayısı, “Radyo meraklılarının, musikiseverlerin, alafranga ve alaturka aşıklarının, genç kızların ve genç kadınların salonlarını nefis bir mecmua ile süslemek isteyenlerin aylardan beri beklediği yegâne ve hakikî radyo mecmuası” diye tanıtılıyordu. Aynı yılın sonlarında, 25 Kasım 1950’de, Mahmut Zeki Özkan’ın yönetiminde Radyo Magazin, yine Zehra Bilir kapağıyla yayın hayatına atıldı. Radyo Haftası 30 kuruşken, 15 kuruşluk Radyo Magazin kur’ayla plak, radyo, pikap, saat, kitap gibi hediyeler dağıtarak okur kazanmaya çalışıyordu. İlk sayısının ilanındaki şu cümle hayli kışkırtıcıydı:
— Bugün arayın, belki bir tane bulursunuz.

1948 yılından bir reklam: AGA RADYO, Radyoların Ağasıdır. (Hürriyet)

Haftalık radyo magazin dergileri arasında rekabet 1953 Şubat ayında iyice kızıştı. Radyo Alemi ve Radyonun Sesi adlarında iki dergi birden, iki gün arayla bayilerde belirince Radyo Haftası gazetelere şu ilanı veriyordu:
— Üç seneye yakın bir zamandan beri 200 bin okuyucu tarafından büyük bir zevkle ve çok sevilerek okunan, özenti uyandırıp taklide yeltenilen Türkiye’nin ilk ve en güzel radyo mecmuası çok meraklı bir tefrikaya başladı: Müzeyyen Senar’ın hayatından hatıralar.
— Radyo Alemi bomba gibi patladı. Bugün çıktı, alınız. Öğleden sonra bulamayacaksınız. Pek fazla reklama lüzum yok.

Müren ve Senar’ın av macerasını fotoğraflarla anlatan “Keklik Vuramadan Döndük” başlıklı yazının kapak görseli. (1953)

Yukarıdaki cümlelerin yer aldığı reklam, 26 Şubat 1953 tarihli gazetelerde yayımlandı. Zeki Tükel ve Ali Ersan’ın yönetiminde, Perihan Altındağ Sözeri kapağıyla çıkan Radyo Alemi’nin ilk sayısının konuları şunlardı:
“İstanbul, Ankara ve İzmir radyosundan, beyazperde ve sahneden pek bol dedikodular. Celal İnce bir tangosunun hatırasını anlatıyor. Sosyeteden beyazperdeye geçen Türk kadını. Zeki Müren ile Ayten Alpman’ın duyulmamış tarafları. Düzce canavarının Hümaşah Hiçan’a mektubu. Müzeyyen Senar’ın esrarı.”

DİKKAT! Yalnız Unilever’in (Bakırköy) imâl ettiği hakikî Vita’yı israrla isteyiniz. // Gönül Yazar’ın gençliğinden bir fotoğraf (1952, Radyo Haftası)

Radyo Alemi’nde “Müzeyyen Senar’ın esrarı” varsa Radyonun Sesi’nde “Müzeyyen muamması” vardı: “Radyolarımızın bülbülü Müzeyyen Senar, izdivaç hakkındaki fikirlerini anlatarak esrarı tamamiyle aydınlatıyor.” (O günlerde Senar’ın Suudi Arabistan elçisi Tevfik Hamza Bey ile aşkının evlililikle noktalanıp noktalanmayacağı merak konusuydu.) İlk sayısı 28 Şubat 1953’te çıkan Radyonun Sesi, iki yılı aşkın bir sürenin ardından Resimli Radyo Dünyası’nın yayınına son veren Recep Ekicigil’in yeni dergisiydi.

Bahçeli gazinolar, açık hava tiyatroları, büyük salonlar, müzikli bahçeşer, spor sahaları ve sair yerlerde ses ve sözü her tarafa en tabiî ve pürüzsüz bir tarzda yayabilmek imkânı ancak yeni Philips ampfilikatörleri kolay kullanışı ve sağlamlığı ile kullananları daima memnun eder. (1949, Hürriyet)

Radyonun Sesi kapağında, Mehmet Tekdal’ın kaleminden çıkmış çizim, iki Bursalı sanatçıyı, Zeki Müren ve Müzeyyen Senar’ı ellerinde tüfekleriyle birer avcı olarak betimliyordu. Derginin içinde “Keklik Vuramadan Döndük” başlıklı yazı, Müren’in av macerasını fotoğraflarla anlatıyor. Müren, “Av hakikaten çok eğlenceli ve zevkli bir spor. Ava çıkıp da birkaç keklik veya ördek vurdum mu zevkim ve merakım daha çok artıyor” diye bir mizansen ile düzmece haber yaratılmıştı.

0153-radyo-magazin-dergisi-radyo-haftasi-dergisi-radyonun-sesi-dergisi-gonul-yazar-roportaji
Gönül Yazar hakkında bir kritik! (1952, Radyo Haftası)

Yıllar sonra Zeki Müren, o gün av kıyafetleri, tüfek, fişekliler ve seter köpeği, fotoğraf çektirmek için Mahmut Baler’den ödünç aldığını hatıraları arasına not edecekti.

0153-radyo-magazin-dergisi-radyo-haftasi-dergisi-radyonun-sesi-dergisi-melahat-pars-gripin-eski-reklamlar
MUAYYEN ZAMANLARDAKİ sancılara karşı GRİPİN başarı ile kullanılır. 4 saat ara ile günde 3 adet alınabilir. // Melahat Pars (1951)

İlk haftalarında Zeki Müren’in kendi çizimleriyle hazırladığı moda sayfasına da yer veren Radyonun Sesi, zaman zaman kalem oynatacak yazar kadrosunu tanıtırken, “Bütün bu imzaları bugüne kadar çıkan herhangi bir radyo mecmuasında gördünüz mü?” diye soruyordu: Mesud Cemil, Yesari Asım, Münir Nurettin, Safiye Ayla, Bedii Faik, Behçet Kemal, Reşat Ekrem Koçu, Hamdi Varoğlu, Kandemir, Galip Arcan, Adli Moran, Rıdvan Tezel, Faruk Yener, Orhan Boran, Muvakkar Ekrem Talu, Orhan Kemal, Gavsi Ozansoy, Niyazi Ahmet Banoğlu, Edip Akın, Sadettin Işık, Doğan Can, Cavit Göncer, Baha Kayserilioğlu.

0153-radyo-magazin-dergisi-radyo-haftasi-dergisi-radyonun-sesi-dergisi-zeki-muren-siemens-radyo-reklami-turkeli-ticaret
Her cumartesi günü İstanbul Radyosu’ndaki konserleri ile yüz binlerce dinleyicisini mest eden ZEKİ MÜREN de “Siemens cidden harika bir radyo!” diyor. (1954)

Radyonun Sesi, ilk sayısının ilanlarında fazlasıyla iddialıydı:
— Bu hafta sinemaya gitmeyeceksiniz. Cumartesi ve Pazar tatilini evde oturup bugüne kadar Türkiye’de bir benzeri çıkmamış olan eşsiz bir mecmuanın yazılarını doya doya okumak ve resimlerini büyük bir haz içinde seyretmekle geçireceksiniz. Bir gördüğünüz resme beş defa bakacak, her yazıyı üç defa tekrarlayacak, komşuya koşarak bu nefis mecmuayı ona da gösterecek, telefona sarılacak, en sevdiğiniz arkadaşınıza, “Allah aşkına hemen bir tütüncüye koş! Tükenmeden bir tane Radyonun Sesi al. Böyle bir güzel mecmuayı eminim sen de görmemişsindir! diyeceksiniz.

0153-radyo-magazin-dergisi-radyo-haftasi-dergisi-radyonun-sesi-dergisi-neriman-sarisozen-puro-tuvalet-sabunlari
HER AKŞAM YATARKEN yüzünüzü bir dakika kadar bol PURO köpüğü ile ovuşturunuz ve sonra soğuk su ile yıkayınız. // Neriman Sarısözen (1951)

RADYO MARKALARI
PTT’nin istatistiki verilerine göre, 1950 yılına girildiğinde Türkiye çapında 263 bin 165 adet radyo ahizesi bulunuyordu. En fazla radyonun bulunduğu il İstanbul’du. İstanbul’daki 96 bin 770 cihaza karşılık, Hakkâri’de sadece 49 cihaz vardı.

0153-philips-radyo-reklami-1948
Henüz gelmiş olan Philips otomatik pikapları bütün teknik yenilikleri ihtiva etmektedir. KULLANIŞI BASİT / TAMAMEN OTOMATİK / ARIZASIZ ÇALIŞAN / PLAKLARI BOZMAYAN / TABİİ SEDA / ZARİF GÖSTERİŞ (1948, Hürriyet)

1952 sonu itibariyle radyo sayısı 546 bin 677 olarak açıklanmıştı. 1952’nin ortasında yalnız İstanbul’daki cihazlar 157 bin 467 adetti. Bunların bir kısmı evlerde, 2 bin 500 kadarı ise kahve, gazino, lokanta, dansing, hastane, askerî kulüp ve belediye tesisi gibi yerlerde bulunuyordu. 1955’te 1 milyon sınırına dayandı, 1956’da 1 milyonu aştı. 1960’a girildiğinde rakam 1 milyon 272 bin 63’tü.

0153-radyo-magazin-dergisi-radyo-haftasi-dergisi-radyonun-sesi-dergisi-hamiyet-yuceses-yesari-asim
Hamiyet Yüceses kapalı Radyo Magazin (1951) // Yesari Asım kapaklı Resimli Radyo Dünyası (1950)

Bu resmî rakamlar, 50’lerde on yıllıuk zaman diliminde en az 1 milyon radyo satın alındığını gösteriyordu. Uluslararası firmalar, ithalat rejiminin izin verdiği ölçülerde, Türkiye’ye radyo satmak için büyük bir yarıştaydı. Bu kıyasıyla rekabetin sahnesi radyo mağazalarıysa, provası gazete sayfalarını kaplıyordu.

0153-hamiyet-yuceses-siemens-radyo-reklami-1952-radyo-haftasi-dergisi
HAMİYET YÜCESES — Filhâkika yeni bataryalı Siemens, piyasada mevcut bataryalı radyoların en kudretlisi ve en mükemmelidir. // TÜRKELİ LİMİTED ŞİRKETİ, Bankalar Cad. Yanıkkapı Sk. TEL: 446 22, 446 23, 446 24 (1952)

Gazeteler özellikle 50’lerin ilk yarısında radyo firmalarının çarşaf çarşaf reklamlarıyla donanmıştı. En çok reklamı veren, en çok modeli de elinde bulunduran Philips firmasıydı. Siemens ise reklamlarında ses yıldızlarından yararlanarak kendine farklı bir statü ediniyordu.

0153-radyo-magazin-dergisi-radyo-haftasi-dergisi-radyonun-sesi-dergisi-tomris-yazici-sana-margarin-eski-reklamlar
İşiniz üzücü ve yorucudur. Her sabah, cesaret ve enerji ile ona sarılmanız lâzım. Mesainizin yorgunluğunu hissetmemek için kuvvetli kahvaltı ediniz. Çay ile bol SANA sürülmüş birkaç dilim ekmek yiyiniz. // Tomris Yazıcı (1954)

Reklam metinlerine bakılırsa AGA Radyoları “Her evin ziynet eşyası”ydı. “Semâların sönmeyen sabit sahibi”ydi, “Teknik alanda daima galip”ti, “Yıllardan beri sarsılmayan tek dalgakıran”dı, “Kış içindeki bir bahar”dı. Bu tanınmış İsveç markasının Türkiye’deki en geçerli sloganı şuydu:
— AGA RADYO, RADYOLARIN AĞASIDIR.



0153-aga-radyo-reklami-1953
AGA RADYO 2431: Ceryanlı lüks radyo. 6 lamba, 2 kısa dalgalı pikap ve ikinci hoparlör prizleri mevcut. (1953, Hürriyet)

 Kaynak: Şimdiki Zaman Beledir | Derya Bengi