Kim unutabilir ki o geceyi? 06 AC 600 plakalı Mercedes o kamyona çarptığında Türkiye cin çarpmışa dönüştü. Şimdi durum tam tersine döndü. Sedat Bucak sigorta şirketinden çarpık Mercedes’inin parasını alıp işten sıyrıldı. Fatura kamyon şoförü Hasan Gökçe’ye kesildi. Haydi Türkiye! Pamul eller cebe. Temiz Türkiye’nin önü onunla açılmıştı, unutmayın.

Kamyoncunun mektubu
Merhaba ben Hasan Gökçe. Benim adımı 2 sene önce ezbere biliyordunuz. Hani şu içinde bir polis şefi, bir milletvekili, bir ülkücüyü ve sevgilisini barındıran Mercedes’in tosladığı “araştırmacı kamyon”un sahibi. Adımı çoktan unuttunuz elbet.

Ben asla meşhur olmak istememiştim. İstemiyorum da. Benim mutlu bir yuvam vardı o kazadan önce. Evet, bir gecekonduydu ama geçiniyorduk işte. Oğlum üniversite okuyacaktı, kızım da elbet. Bir kamyon almıştım borç harç. Taksitleri bitmemişti henüz. Bir borcunu bitirsem diye düş kurardım sık sık. Vay be! Beş kuruş borç yok. Kamyon tıkır tıkır. Para basacaktım kamyonumla, elbet kendi kararımca. Bir de ev aldım mıydı?

Adımı çoğunuz çoktan unuttu elbet. Hatırlamanızı da beklemiyorum. Beni kahraman ilan ettiniz. Neredeyse demokrasinin kurtarıcısı ilan edecektiniz. Beni oturtacak yer bulamadınız. Benimse hayatım kararmıştı. Hayallerim tükenmiş ve bir de suçsuz yere üç kişinin katili olmuştum. Uzun olmasa da hapislik de gördüm. O da yetmiyormuş gibi mahkeme beni kazada kusurlu bulmuştu.

Sizler beni alkışlıyordunuz. Beni kahraman ilan etmiştiniz. Ben ise söylediklerinizden hiçbir şey anlamıyordum. Düşündüğüm tek şey çoluk çocuk geçimi, kamyonun tamiri, biriken taksitler, çalışmadığım günlerin getirdiği borçlanmalardı. “Kahraman” olmam karnımı doyurmuyordu. Ama ben yılmadım, yıkılmadım. Olan biteni yavaş yavaş kavramaya başladım. Evet, ben bilmeden, etmeden, istemeden Türkiye’de yepyeni bir dönem başlatmıştım. Siyasetle hiç ilgim olmamıştı ama Türkiye’nin ters dönen çarklarını durdurmuştum ben. Ama farkına vardıktan sonra hiçbir karşılık istemedim. Beklemedim.

0324-sedat-bucak-1999-tempo-dergisi-susurluk-kazasi (3)
Sedat Bucak’a yeni Mercedes yakışır. (1999, Tempo Dergisi)

Tempo Dergisi’nin yorumları
Hasan Gökçe ile yüz yüze görüşmeyi çok istedim. Hatta telefonda bulduğumda kendisine söz bile verdim gelip görüşceğime dair. Ama olmadı. Telefonda konuştum beş-altı kez, zar zor. Sesine çok ısındım. Netti, saftı, bazen çocuklar kadar saf. Zar zor dediğim, zorluk çıkardı anlamında değil. Her gün mal sarması gerekiyordu kamyonuna ailesini geçindirmek için. Genellikle İzmir’e çıkıyordu iş. Sabahtan yükleniyor, akşama ailesinin yanına geri dönüyordu. Akşam dediğim yine dokuzdan sonra. Yani sekiz saat kalıyordu kendine. Uykuya ayırdığı saatler de bunun içinde. İşte geri kalan bir iki saat içinde yakalamak gerekiyordu Hasan’ı. Yani illaki yorgun argın. Nitekim de öyle oldu.

Topluma kırgın bir kamyoncu
Çok aldatılmıştı. Kimsenin ismini vermedi. Bir tek avukatı anlattı kendisini kullanmaya kalkanları. Kazadan sonra İstanbul’a gelmiş ve avukatlığını alabilmek için üstüne para teklif etmişti Hasan’a. Neden mi? İsminin gazetelerde geçmesini istiyordu herhalde. Neyse. Kazadan sonra kimlerden ne vaatler işitmişti. Ama hiçbiri, hem de hiçbiri gerektiğinde ortaya çıkmamıştı.

Başka neler oldu?
• Vaatçilerin hepsi ortadan kayboldu. Hasan Gökçe yüzsüz bir adam değildi. Kimseye sormadı neden vaatlerini tutmadıklarını. Kimselerden haber çıkmayınca belki birileri yardımda bulunur umuduyla Susurluk’ta bir bankada hesap açtılar. Hesapta şu anda bulunan para tam tamına 3 milyon lira.
• Sedat Edip Bucak, kazadan kısa bir süre sonra Mercedes’inin bedelini Başak Sigorta’nın yaptığı kaskodan aldı. Eline geçen ise 10 trilyon 500 milyon lira ya da 100.000 dolardı. Başak Sigorta, kazadan sekizde altı sorumlu tuttuğu kamyon şoförüne dava açtı. Mahkeme masrafları ve faiziyle beraber Hasan Gökçe’den istediği miktar 11 milyar liranın üstünde!




 

0324-sedat-bucak-1999-tempo-dergisi-susurluk-kazasi (2)

Kaynak: 1999, Tempo Dergisi