Süleyman Demirel’le yaptığımız söyleşimiz sırasında Nazmiye Hanım da zaman zaman söyledikleriyle, zaman zaman da mimikleriyle sohbete katıldı. Nazmiye Hanım’ın bayan Özal ile ilgili yönelttiğimiz soruya verdiği cevap ise şöyle oldu:
— Canım, bunları bize sormayın. Biz hiç ilgilenmiyoruz böyle şeylerle.
Süleyman Bey ise devam etti: “Yok sorsun da, biz aynen böyle cevap vermiş olalım” demekle yetindi.

Eski başbakanlardan Süleyman Demirel’in Tuzla’daki yazlık evindeyim. Sorbonne Üniversitesi’nden bir Türk profesörle görüşmesini bitirmesini beklerken Demirel’lerin bahçesine konuk oluyorum. Uzaktan hafif bir müzik sesi geliyor, bir de komşu evden bebek ağlaması. Ama kuş sesleri neredeyse bastırıyor bunları. Deniz sessiz, sakin. Hava billur gibi. «Tam dinlenilecek bir yer» diye düşünüyorum ve herhalde «Demirel de bunu yapıyordur» diye geçiriyorum içimden. Ama bayan profesörle yaptığı görüşmeye uzaktan kulak misafiri olurken, telefonların ardı arkası da kesilmiyor bir yandan. Herkese tek tek cevap veriyor, hal hatır soruyor ve gözlerinden öpüyor. Yani Demirel’in başını kaşıyacak zamanı yok gibi.

0353-suleyman-demirel-nazmiye-demirel-1986-hayat-dergisi (2)
Türkiye’de siyasî yasak diye bir şey yoktur. Yasak, parti kurma yasağıdır. Seçilme yasağına gelindiği zaman aslında, seçilmesi yasak olan kişileri değil, onu seçmek isteyenleri de kapsar. (1986, Hayat Dergisi)

Ve bir ara yanıbaşımda görüyorum Süleyman Demirel’i. Samimi bir selamlaşma ve hal hatır sormadan sonra masa başındaki sohbetimize koyuluyoruz. Yanımızda bayan Demirel de var.
+ Sayın Demirel, Türkiye yapılan tanıma göre, «demokrasiye geçiş süreci» yaşıyor. Siz başbakan olsaydınız bu süreç içindeki tavrınız ne olurdu?
— Ben demokrasiyle geçiş süreci diye bir hadise kabullenmiyorum. Demokrasiye geçiş demek, demokrasi yok demektir. Demokrasi ya olur, ya da olmaz. Demokrasi varsa, geçiş süreci diye bir şey olmaz. Yarım demokrasi olmaz, %60 demokrasi olmaz, %80 demokrasi olmaz. Demokrasinin temel bir şablonu vardır. O şablona uyuluyorsa, o ülkede demokrasi işletiliyor demektir.

+ Peki efendim, şu anda Türkiye’de ne yönetimi vardır?
— Türkiye’de kendine özgü bir rejim var. Yani şartları önceden konmuş, daha çok güdümlü denebilecek, kendine özgü bir rejim. Şimdi Türkiye, bu kendine özgü rejimi yırtıp, engellerini aşıp, gerçek demokrasiye geçişin çırpınmaları içinde. Onun için Türkiye sancılıdır.

0353-suleyman-demirel-nazmiye-demirel-1986-hayat-dergisi (6)
RÖPORTAJ: Zehra Çakır // Demirel: Cumhurbaşkanlığı kısmetse olunur. (1986, Hayat)

+ Dünyada benzeri var mıdır bu rejimin?
— Yok. Böyle bir rejimin benzeri olmaz. Başka rejimler var. Diktatörlük var, krallık var, faşizm var, askerî idare var, gerçek demokrasiler var. Türkiye gerçek demokrasilerin içerisinde değildir. Öbür grupların içerisinde de değildir. Kendine özgü bir rejimi var.

+ Sayın Süleyman Demirel, cumhurbaşkanlığına talip olacağınız söylentilerine karşılık cevabınızı vermiştiniz ama, kamuoyu sizin cumhurbaşkanlığınız konusuna inanmış görünüyor. Ne dersiniz?
— Cumhurbaşkanlığına talip olunca cumhurbaşkanı olunuyor mu? Talip olmakla olan bir şey değil. Kısmetse olur. Bugünün meselesi değil.
« Derdi çeken bilir. Ehl-i gama sor, geceler kaç saattir.»

+ 12 Eylül öncesini düşünürsek, siyasilerimizin ve Türk milletinin aldığı dersler var mıdır?
— Bu çok geniş bir konu. Yani aslında 12 Eylül tartışılmaz, 12 Eylül nedir ki bundan ne ders alınacaktır? Kim ne ders alacaktır? Bir askerî müdahaledir. Türkiye bugün bunları tartışacak durumda değildir.

+ 2000 yılına pek bir şey kalmadı. O günün Türkiye’sini nasıl düşünüyorsunuz?
— 2000 yılında Türkiye 5000 dolar gelir seviyesinde olmalıydı. Maalesef çok zaman kaybettik. Türkiye ekonomik bakımından rekabet gücünü kazanmış olmalıydı. Türkiye 2000 yılında 50 milyon ton varil kullanmalıydı. 1 milyar ton demirçeliği olmalıydı. 1 milyar ton linyit üretmeliydi. Ve 200 milyar saat elektrik kullanmalıydı. Daha çok havaalanı, daha çok limanı, daha çok turistik tesisi ve demiryolları olmalıydı. Şehirde ne varsa köyde de o olmalıydı. İşsizlik nispetini azaltmış olmalıydı. Gelir dağılımını yükseltmiş olmalıydı. Sosyal adaleti sosyal güvence daha çok olmalıydı. Eğitimini daha iyi hale getirmiş olmalıydı. 50 milyon ton buğday çıkarmalıydı. Binaenaleyh daha çok sanayileşmiş bir ülke olmalıydı.

0353-suleyman-demirel-nazmiye-demirel-1986-hayat-dergisi (1)

Kaynak: 1986, Hayat Dergisi