Sûr-nâme: Sûr düğün anlamına gelir. Nâme ise defter mânâsındadır. Kara Mustafa Paşa’nın Sultan İbrahim’e sunduğu lâyihada ruznâmeyi anlatırken kullandığı ifade çok güzeldir. “Benim hünkârım, rûz-nâme demek oldur ki, her gün ne kadar dâhil-i hazîne olur ve ne kadar akçe harc olur, hep yazılur. Her gün yazıldığı içün rûz-nâme derler. Rüz deyü güne der, nâme deftere derler”. Bu güzel tanımlama çerçevesinde biz sûr-nâmeyi tanımladık. Terim olarak da Osmanlı padişahlarının şehzâdelerinin sünnet düğünlerini ve kızlarının evlenme şenliklerini anlatan eserlere denmektedir.

Osmanlı Devleti’nde saray geleneğinin yerleşmesi ve merkezî idarenin otorite, gösteriş ve eğlenceye ağırlık vermesinden sonra düğün eğlenceleri artmış, adeta binbir gece masallarını aratmaz hâle gelmiştir. Kanunî Sultan Süleyman’ın 1524 yılında kızkardeşi Hatice Sultan ile evlendirildiği Makbûl İbrahim Paşa’nın düğünü, dillere destan bir şekilde yapılmıştır. Sultan III. Murad’ın oğlu Şehzâde Mehmed’in sünneti için düzenlediği 52 gün 52 gece süren 1585 tarihli sûr-ı hümâyunu gösterişin ve şaşaanın zirveye çıktığı bir düğündür. Esnaf ve sanat erbabı kendi sanatlarını göstermek için bütün hünerlerini göstermişlerdir. Hamamcılar, tekerlek üstünde bütün donanımıyla ve içinde iki tellâk ile bir hamam yapmışlardır. Başka bir gün üzerinde ağaçların olduğu, koyunların otladığı, ceylanların gezindiği bir dağ yapıp düğün alanına getirilmiştir. Padişah, düğünü seyrettiği Atmeydanı’ndaki İbrahim Paşa Sarayı’ndan her gün tepsilerle gümüş ve keselerle altın saçmıştır. Bu olayı geniş bir biçimde anlatan eser Prof. Dr. Nurhan Atasoy tarafından yayınlanmıştır. Bu düğünde, düğünü şenlendiren ve insanları eğlendiren cambazlar, oyuncular ve esnaf, ödül olarak yeniçeri ocağına kabul edilmişlerdir. Bu askere alınma olayı, Osmanlı’nın o muazzam ordusunun bozulma ve gerileme sebepleri arasında gösterilir. Sultan IV. Mehmed’in şehzâdeleri Sultan (II.) Mustafa ve Sultan (III.) Ahmed’in sünnetleri için düzenlemiş olduğu düğün de çok parlak bir şekilde yapılmıştır.

0134-sehzadelerin-sunnet-dugunu-nasil-olur-osmanlida-dugunler-lale-devri-eglenceleri-surname (3) (1)
KAYNAK ESER: Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Nureddin Paşa, No: 10267 // (2008, Kitap Yayınevi)

Yayınladığımız bu eser, Sultan III. Ahmed’in oğulları 10.5 yaşındaki Şehzâde Süleyman, 3 yaş 11 aylık Şehzâde Mehmed, 3 yaş 10 aylık Şehzâde Mustafa (sonradan III. Mustafa olarak 1757-1774 tarihleri arasında padişahlık yapmıştır) tam 2 yaşında Şehzâde Bayezid için düzenlediği ve 23 gün süren sünnet düğününü anlatmaktadır.

Tarihimizin bu dönemi, yani Nevşehirli İbrahim Paşa’nın sadrazam olduğu 1718-1730 yılları arası “Lâle Devri” diye adlandırılmıştır. Kalıplaşmış ifadelerde bir olayı tanımlamaya çalışmak, insanı sığ görüş içine hapsetmektedir. Bir tarihçi tarafından kullanılan bu talihsiz ifade, birtakım güzel yeniliklerin de yaşandığı bir dönemi, kısır ve dar bir yaftaya hapsetmişti. Bu dönem hatırlandığında zevk ve eğlenceden başka bir şey akla gelmemektedir. Bir lale soğanının binlerce altına alınıp satıldığı, eğlencenin bol olduğu, devlet adamlarının zevk içinde yaşadığı diğer taraftan halkın yoksulluk içinde kıvrandığı bir dönem olarak hatırlanmaktadır. Viyana bozgununundan sonra art arda gelen yenilgiler sonunda toprak kayıpları olmuş, maliye zayıflamış, hem devlet hem halk yorgun düşmüştür.

Osmanlı sûr-name geleneğinin örneklerinden bazıları bu döneme, yani Sultan III. Ahmed’in şehzâdeleri için düzenlediği sünnet düğünü dolayısıyla yazılmıştır. Daha önce Esin Atıl tarafından yayınlanan Levnî’nin Sûrnâmesi bu düğünü anlatmaktadır. Kitabın yazarı Hafız Mehmed Efendi, “Sur Emini” olarak görevlendirilen Matbah-ı âmire emini Hacı Halil Efendi’nin imamıdır.
Sûr-nâme metninde “Bu abd-i pür-taksîr ü mechûl Mehmed hazîn ü melûl (S:11/b)” diye geçmektedir. Bundan da açıkça anlaşılacağı üzere kendisini “meşhur olmayan, çok kusurlu, hüzünlü ve bezgin Mehmed” olarak tanıtmaktadır. Yoksa hazîn onun sıfatı veya ikinci ismi değildir.

0134-sehzadelerin-sunnet-dugunu-nasil-olur-osmanlida-dugunler-lale-devri-eglenceleri-surname (4)
HAZIRLAYAN: Seyit Ali Kahraman // TASARIM: Ersu Pekin // DİZİN: Yücel Dağlı

Kitabımızın konusu olan sünnet şenlikleri 1132 yılı Zilkade ayının 15’inde (18 Eylül 1720) başlayıp Zilhiccenin 7’inci günü (10 Ekim 1720) bitmiş ve böylece 23 gün sürmüştür. Bunun 15 günü fiili olarak Okmeydanı’nda kurulan sünnet çadırlarında geçmiştir. Bu esnada saray gılmanlarından, ölmüş paşaların ve bazı ileri gelenlerin çocukları, yoksul şehirliler ve taşralılardan toplam 3902 çocuk sünnet edilmiş ve bunların tüm masrafları padişah tarafından karşılanmıştır. Bu sayıya şehzâdeler dahil değildir.

Günümüz yayın dünyasında, hele Osmanlı dönemiyle ilgili yapılan çalışmalarda esere çeşni vermek, görsellik kazandırmak ve güzelleştirmek için minyatür kullanılmaktadır. Biz bu eseri hazırladıktan sonra gördük ki bazı kelime ve bazı ifadelerin görsel malzeme olmadan anlaşılması zor olacaktır. Rengârenk kurulan çadırlar, düğüne iştirak eden ve seyre gelen insanlar, bunları eğlendirmek için bütün hünerlerini sergileyen oyuncular, halkı eğlendirmek için çalıp söyleyen çengiler, özellikle geceleri düzenlenen fişek şenlikleri, patlayan maytaplar, şehrâyinler. Bunlar sözlü olarak ne kadar anlatılsa görsel malzemenin yerini tutmaz. Bu şöleni görüp baştan sonra resimleyen ressamlarımızın eserleri günümüze kadar ulaştığı için kendimizi şanslı gördük.

0134-sehzadelerin-sunnet-dugunu-nasil-olur-osmanlida-dugunler-lale-devri-eglenceleri-surname (1)
Hâfız Mehmed Efendi // Şehzâdelerin Sünnet Düğünü // Sûr-ı Hümayûn, 1720

Tören öncesi hazırlıklar
Şehzâdelerin sünnet edilmeleri için ferman çıkarılıp Okmeydanı’nda hazırlıklar yapıldı ve çadırlar kuruldu. Sonra düğünü halka duyurmak, taşrada olan yöneticileri düğüne davet etmek için mektup hazırlanıp gönderildi. Sultan III. Ahmed’in oğulları 10.5 yaşında Sultan Süleyman, 3 yaş 11 aylık Sultan Mehmed, Sultan Mustafa (sonradan III. Mustafa olarak tahta çıkmıştır) ve tam 2 yaşında Sultan Bayezid. Bu dört şehzade dışında Sadrazam İbrajim Paşa’nın oğlu Mehmed Bey’in de bu düğün sırasında sünnet olmasına müsaade edildi. Saray gılmanlarından, taşrada ölmüş paşaların ve bazı kibar çocuklarının sünnet olmamışları tespit edilip deftere kaydedilerek sünnet listesine alındı.

0134-sehzadelerin-sunnet-dugunu-nasil-olur-osmanlida-dugunler-lale-devri-eglenceleri-surname (6)
YAYIN YÖNETMENİ: Çağatay Anadol // BASKI: Mas Matbaacılık A.Ş.

Tören için hazırlanan malzemeler
Dört şehzadenin her birine birer büyük nahil ve onar küçük bail ile birer şeker bahçesi. Büyük nahlın boyu 13 zira ve beş tablalı, her bir büyük nahle onar küçük nahil, altışar zira uzunluk ve ikişer zira genişlikte dört adet şeker bahçesi, tamamı dört büyük, kırk küçük nahil ve dört adet şeker bahçesi. On kadar çadırın içinde nahillerin meyveleri ve çiçekleri, şeker bahçelerinin mukavvadan küçük köşkleri ve diğer gereken mühimmatı, akide işleri ve şeker tasvirleri.

Sur emini tarafından fakir çocuklar için birer al çuka takke, birer boğası kapama, birer iplik kuşak ve birer pabuç hazırlandı. Sünnet olacaklara ellişer guruştan yedişer ve altışar guruşa dek kıymetli mitilli sarık, kavuk, peşmi kaftan, kemerbend kuşak, çakşır ve mest-pabuç, iyi ve orta mükemmel kisveler hazırlandı.

Aydınlatma ve mahyalar için 15 bin adet kandil ve 10 bin mahya kutusu İstanbul’dan alındı. Düğün ziyafetinde pilav ve zerde için İzmit kazasından üçte biri küçük ve üçte biri büyük 10 bin adet ağaç sini, Tekirdağ, Şarköy, İnecik ve Bursa sancağından 7900 adet tavuk ve 1450 adet Mısır tavuğu (hindi) ve 3000 adet piliç satın alındı. 1000 adet ördek ve 2000 adet güvercin de İstanbul’dan satın alındı.
Daha fazla bilgi için kitabı buradan satın alabilirsiniz.

0134-sehzadelerin-sunnet-dugunu-nasil-olur-osmanlida-dugunler-lale-devri-eglenceleri-surname (2)

Kaynak: Hâfız Mehmed Efendi,  Şehzâdelerin Sünnet Düğünü