Bir saatlik bekleyişin sonunda Kenan Doğulu’nun makyajının bittiği müjdesi geliyor dergiye. Hâlâ bir röportaj teybi bulamadığım için epey panikliyor, hatta asansöre yetişmeye çalışırken kapıyla samimi bir ilişki içine giriveıiyorum (bacağım hala ağrıyor). Topallaya topallaya stüdyoya kadar gittikten sonra içeriye tam bir Vivlen Leigh dalışı yapıyorum. Sonuçta Walkman’in ilk yerli röportajı bu (millî oluyoruz) laubaliliğe gelmez. Karşımda yanık tenli ve tahminimden daha genç bir Kenan Doğulu var. Gözüme boynundaki güneş kolyesi takılıyor. Bunu daha önce bir yerde gördüğüme eminim. Selamlaşıyoruz. Kenan hakkındaki ilk düşüncem olumlu çünkü çok güzel gülümsüyor.

Kenan, elimdeki Walkman‘e bakıp “ne güzel, ne kadar renkli” diyor. Bu sefer gülümseme sırası bende. “İlk konuğunuz olmaktan çok büyük mutluluk duyduğumu söylemek , istiyorum çünkü böyle bir değişikliğe gerek duyulduğunu anladığınız andan sonraki ilk insan olmak benim için çok önemli çünkü bu demektir ki hiçbir zaman unutmayacaksınız beni” diyor. (???) Sonra ben bir anda tırnak işaretlerine son verip diyalog çizgilerine ani bir dönüş yapıyorum. Sıkı tutunun!

Sanat, sanatçı, Türkiye’de sanat desek.
KENAN: Ben içinden sanat yapma isteği doğan; söz yazan, şarkı söyleyen, resim çizen, heykel yapan bütün herkesi sanatçı olarak görüyorum. Sanata hizmet eden herkesin çok yüce İnsanlar olduğuna karar verdim. Bu kararımdan da hiçbir zaman dönmeyeceğim. İstedikleri kadar gençlere de saldırsınlar, istedikleri kadar inanmasınlar.

İlk kasedin çıkınca hayatında değişen çok şey oldu mu?
KENAN: Çevremdeki herkes müzikle alakalı olduğu için yaşantımın nasıl bir yol izleyeceğini önceden kestirebiliyordum. Hiçbir zaman çok hür bir genç gibi yaşamadım çünkü sanatçıların toplumun bir adım önünde olması gerektiğini, bunu da bütün hareketlerine, nefes almalarına bile yansıtmaları gerektiğini düşünüyorum.

Bu seni hiç rahatsız etmiyor mu?
KENAN: Rahatsızlık kelimesi yanlış olur. Dersem de yanlış olur. Çünkü rahatsızlık değil o, işini sevmek ve vazifelerinin bilincine varabilmiş olmak.

Tarkan’ın “çişim geldi” gibi bir olayın başına gelmesinden korkar mısın?
KENAN: Popüler müzik budur zaten. Üç gün sonra beni de kenara atarlar. Erol diye birisi çıkar onu severler, onu dinlerler. Bir sene sonra yapacaklarıma tekrar gündeme gelip klasikleşebilmeye çalışmak en iyisi. Şu anda oluşum aşamasındaki sanat kariyerimin ikinci basamağındayım sadece.

Müzik dışında neler yaparsın?
KENAN: Gezmeyi, eğlenmeyi çok severim. İstanbul’da yaşayan bir genç olarak gece hayatından uzak kalmak çok zor benim için.

kenan-dogulu-1995-yili-roportaji-walkman-dergisi-yaparim-bilirsin (3)
Yabancı müzik dergisi Walkman, yerli pop için ilk röportajını Kenan Doğulu ile yapmıştı. (1995)

En son hangi kasedi aldın?
KENAN: Yerli kasetler evime geliyor. Yabancı olarak “Three Tenors”un diskini aldım.

Senin sesin o akorlara çıkabiliyor mu?
KENAN: O akorlara değil de. Yanlış konuşuyorsun bazen. Tenorsan tenorsun, baritonsan baritonsun. Bu sesin tınısıyla ilgili. Ben bazen o tenorların neticelerine ulaşabiliyorum. Zaten o tınının aynısını verebilsem dünya çapında bir operet olurdum.

Ailenle beraber mi yaşıyorsun?
KENAN:Evet. Annem, kardeşlerim ve anneannem beraber yaşıyoruz.

Kendi evine çıkmayı düşünüyor musun?
KENAN: İleriki zamanlarda elbette. Ama şu anda çok rahatım. Son derece özgür ve keyifli bir yaşantımız var. Çok modern görüşlü bir aileyiz çünkü.

Yılbaşında ne yapacaksın?
KENAN: Beş yıldır yılbaşında hep sahnedeydim. O yüzden bu sene ailemle geçirmek istiyorum. Bir TV çekimi olabilir ama saat 12’yi ailem ve sevdiklerimle geçirmek istiyorum.

Çok hızlı araba kullandığın söyleniyor, doğru mu?
KENAN: Aaaa, nereden çıkmış?

Ben bir kere Milliyet’e girerken gördüm, az daha eziyordun beni.
KENAN: (gülüyor) Doğrudur, çok seviyorum sürati. Ama gereksiz yere sürat yapmıyorum. Geç kalmışımdır bir yere. Hiçbir yere öyle tıngır mıngır sağdan gitmem.

kenan-dogulu-1995-yili-roportaji-walkman-dergisi-yaparim-bilirsin (1)

Kaynak: 1995, Walkman Dergisi