Türkiye’nin yaşayan en büyük tarihçisi olan Cemal Kutay, Atatürkçülüğün de en önde giden simgeleşmiş ismi. Yayınlamış 200’e yakın kitabı ile bir rekorun sahibi olan Kutay, aynı zamanda 94. yaşını kutladığı 80’inci yıl Cumhuriyet Türkiyesi’nin geldiği noktanın en yakın tanığı.

Gerek kitaplarında, gerek kendisiyle yapılan söyleşilerde Mustafa Kemal’in yılmaz bir takipçisi olduğunu yineleyen Kutay, 80. yılda bu sözlerini tekrarlarken;

“1923 ile 1938 arası bizim altın yılımızdı. Mustafa Kemal vardı. Ne elde edebildiysek, O’nun gününde, ne kaybettiysek O’ndan sonra kaybettik” diyor. Osmanlı Devri, Meşrutiyet ve Cumhuriyet’in anlatıldığı 20 ciltlik kitabının en büyük tarihi kanıt olduğuna dikkat çeken Kutay:

— Cumhuriyet ilan olduğu zaman ben 14 yaşındaydım. Konya’daydım. Babam istinah reisiydi. O zamanlar lise yok, idadiye girdim. Manisa ve Antalya işgal altında. Milli Mücadele Tarihi’nin yazıldığına da kani değilim. Ancak benim yirmi ciltlik kitabım Osmanlı/Meşrutiyet/Cumhuriyet dahil olmak üzere en büyük tarihtir. Sakın övündüğümü zannetmeyin. Bunları size tarih gerçeği olduğunu kanıtlamak için değil, hatırlatmak için söylüyorum. Yüz Türk evinden birinde kitabım var. Politikanın ‘P’sini bilmem. Bir partinin merdivenlerinden çıkmış değilim. Bunlara çok dikkat etmişimdir. Onun için söylediğim sözlerin noktası ve virgülünün ispatı bende her zaman saklıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Milli Mücadelenin Devamıdır
Mustafa Kemal’in cenazesinde tanıştığım bir İspanyol gazeteci, onun için şöyle yazmıştı.

— Siz Mustafa Kemal’e yaklaştıkça, o irtifa alacaktır.” Hayatımda hiç kimsenin bu gazeteci kadar doğru bir teşhis koyduğunu görmedim. Fakat bu bir hakikattir. Onun devrini düşünün; diktatörler devriydi. Hitler, Mussolini, Stalin, Lenin, Salazar, Franko. Kim kaldı? Ama o dimdik ayakta. Bizim en büyük insanımız. Türklüğüyle övünürdü ve dinine bağlıydı. Her şeyden önce o bir insandı, dünya insanıydı.

Kaynak: 2003, VERY Dergisi