Meltem Cumbul şu sıralar bir koltuğa kaç karpuz sığdırabileceğini deniyor. Cumbul’un gündeminde neler mi var? Memet Ali Alabora’yla birlikte oynayacağı, Şehir Tiyatrosu prodüksiyonu Hırçın Kız, çekimleri Urfa’da süren Gurbet Kadını adlı dizi ve ani bir evlilik. Günde 18 saat çalışarak provadan çekime, çekimden eve koşturan Cumbul, bu tempoya rağmen yine neşeli, yine enerjik. Gülümsemesinin ardında yatan disiplinli ve iddialı oyuncu ise her daim tetikte. Onca modernliğine rağmen köylü kızı olarak benimsenmeyi başarmış olan Meltem Cumbul, şimdi aynı anda hem bir Shakespeare karakteri hem de bir hanımağa olarak çıkıyor seyircinin karşısına.

Şu sıralar Hırçın Kız’a hazırlanıyorsunuz. Royal Shakespeare Academy’de eğitim görmüş bir oyuncu olarak nasıl bir Kate yorumluyorsunuz?
Kate’in çok çeşitli yorumları vardır. Yönetmen yorumlar daha çok ve oyuncuyla mutabakata varır. Onun üstüne oyuncu, hemfikirse eğer, oyunu geliştirir. Biz oyunu tam Shakespeare’in yazdığı gibi, bir komedi olarak oynuyoruz. Her şey orijinali gibi. Daha doğal olması için birkaç lâf eklendi sadece. Zeynep Avcı çevirisiyle oynuyoruz. 1998’de çevirmiş zaten oyunu, yeni bir çeviri. Yönetmenimiz Kemal Kocatürk’ün yorumu hırçın mı hırçın bir kız hakikaten. Sonunda yola geliyor, ama aşık olduğu için. Oyun da aşk üzerine kurulu.

meltem-cumbul-roportaji-abdulhamit-duserken-karisik-pizza-filmi-2003-vizyon-dergisi (3)
Tabii ki hırslıyım. Çünkü çok sevdiğim bir işi yapıyor ve bunun kıymetini biliyorum. Yani sevdiğin bir işi yapıp, bir de üstüne para verilince daha ne istersin? (2003, Vizyon Dergisi)

Heyecanlı mısınız?
Çok heyecanlıyım, çünkü Smokey Joe’s Cafe, en son yaptığım sahne performansıydı. Ve bu oyun, Mayıs ayına kadar devam edecek bir proje. 1 Ekim’de perdelerini açacak. Seyirci Memet Ali’yle beni Yılan Hikayesi’nden sonra ilk kez bir arada görecek. Şehir Tiyatrosu çok oturmuş bir kurum. Bu yıl beş Shakespeare oyunu oynuyor, bunlardan bir tanesi de Hırçın Kız. Dolayısıyla misyonumuz da büyük. Özel tiyatroda yapmak zordur Shakespeare’leri. Bu yüzden böyle büyük prodüksiyonlarda Şehir Tiyatrosu ile çalışmak çok daha garantili.

Sizde de pek çok konservatuarımın sahip olduğu “Ben aslında tiyatrocuyum” duygusu var mı sizde?
Ben oyuncuyum. Tiyatro olmuş, sinema filmi olmuş. Oyunculuğumu yapabileceğim her türlü alan benim için çok güzel. Benim öyle bir ayrımım yok. Hatta ve hatta sinemanın hayatımda çok daha önemli olduğunu söyleyebilirim. Tiyatro şu bakımdan önemli: Seyirciyle beni bir araya getirebilecek tek yer. Çünkü ben şarkıcı değilim, sunuculuk yapmıyorum. Seyirciyle bir araya geldiğim, canlı olarak beni görebilecekleri tek yer tiyatro sahnesi.

meltem-cumbul-roportaji-abdulhamit-duserken-karisik-pizza-filmi-2003-vizyon-dergisi (1)
Benimle çalışmak zor değildir. Eğlenceliyimdir çalışırken. Ama işini ciddiye almak da başka bir şeydir yani. (2003, Vizyon)

Sizi heyecanlandıran bir oyun mu Hırçın Kız?
Evet, çok severek oynadığım bir oyun. Okulda da Müşfik Hoca’yla çalıştığım bir roldü Kate. Değişimi çok güzel. Dişi bir karakter bir kere. Sahnede var olduğu her dakika seyirci tarafından ilgiyle izlenecek bir karakter. O yüzden çok keyif alıyorum oynarken.

Peki filmlerinizde en rahat olduğunuz, en “olmuş” dediğiniz rol hangisi?
Ben hiçbir filmimde ne çekerken ne de seyrederken rahat oldum. Hep bir açığını bulurum. Kendime yüklenen bir yapım vardır. Dünyaya tozpembe bakarım, ama kendime bakarken öyle değilim, daha eleştirelimdir. Mükemmeliyetçi yapımdan dolayı, hep daha iyisi vardır, derim. Kendi yaptığım şeyler hiçbir zaman beni tatmin etmez. Ama seyircilerin ve değer verdiğim insanların lafları benim için çok önemlidir. Size ancak dinlediklerimi aktarabilirim. Her zaman çok güzel eleştiriler aldım. Abdülhamid Düşerken belki son filmim olduğu için aklımda daha çok kaldı. Orada yarattığım karakter çok beğeni topladı. Benim en çok severek oynadığım karakterse Abdülhamid Düşerken’deki Nimet ve Karışık Pizza’daki Emel’di.

meltem-cumbul-roportaji-abdulhamit-duserken-karisik-pizza-filmi-2003-vizyon-dergisi (5)
Yıllar geçiyor, hâlâ eski Türk filmlerini seyredebiliyoruz. Onun büyüsü çok başka. 35 mm çekiliyor bir kere, çıkabileceğin en hoş ve en doğal halinle çıkıyorsun. (2003, Vizyon Dergisi)

Neydi onların farkı?
Emel, Türk sinema tarihinde eşi olmayan bir karakter. Hiç böyle bir kadın karakter yok. Kötü bir kahraman ve film bittiği zaman hala yaşıyor! Kötü kadınlar her zaman ölürler, ama Emel ölmeyen kötü bir karakter ve kadın üzerine kurulu bir film. Artık eskisi kadar çok kadın üzerine kurulu film yapılmıyor. Bu filmlerde senaryo üzerinde daha çok hakimiyetin olabiliyor, çünkü senin üzerine kurulu olan bir filmde her şey sana hizmet ediyor. Bu anlamda da çok daha elverişli oluyor ve bir oyuncu olarak kendini gösterebiliyorsun. Yoksa sana fırsat verildiği kadar gösterebiliyorsun. Perfonmansına yüklenmen de gerekmiyor, çünkü karakterin o kadar. Ben zorlama şeyleri de sevmem. Karakterin ifade şekli o kadarsa, kendini göstermek için abartmaya gerek yoktur, onu o kadar yapacaksın. O yüzden o rolleri pek kabul etmem. Daha çok kendimi gösterebileceğim, Emel gibi roller çok hoşuma gider.

meltem-cumbul-roportaji-abdulhamit-duserken-karisik-pizza-filmi-2003-vizyon-dergisi (6) (1)
Dünyaya tozpembe bakarım, ama kendime bakarken öye değilim. Mükemmeliyetçi yapımdan dolayı hep daha iyisi vardır, derim. (2003, Vizyon Dergisi)

Tek bir karakterle yetinemeyecek bir kişiliğiniz var. Hırslı mısınız?
Hırslıyım, evet. Ama hırs hep ihtirasla karıştırılıyor. Hırs bence olması gereken, güzel bir duygu. Hayatta sevdiğin şeylerden biri senin işinse, ben bu konuda çok şanslıyım. Çünkü çok az insan sevdiği işi yapıyor, özellikle Türkiye’de. Tabii ki hırslıyım, çünkü çok sevdiğim bir işi yapıyorum ve bunun kıymetini biliyorum. Yani sevdiğin bir işi yapıp, bir de üstüne para verilince daha ne isteyeyim? Hırslı olmayıp da ne olacaksın? Tabii ki hırslıyım. Çok değişik alanlarda işler yapıyorsunuz, bu bir yandan da bir risk getiriyor. Çok danışır mısınız çevrenize? Danışarak mı alırsınız kararlarınızı? Hayır, içgüdülerime güvenirim tamamıyla ve içgüdülerim beni yanıltmaz. Kalbimin sesini dinleyerek hareket ederim ve o beni hep doğru yola götürür. Hissederim. Ne benim için iyi, ne beriim için kötü? Neyi yapmam lazım, neyi yapmamam lazım? Hep kalbimin sesini dinleyerek gittim şimdiye kadar. Tabii ki kendine şirket gibi bakmak ve maddi açıdan da düşünmek zorundasın. Bunlan dengede tutman gerekiyor. Bu yüzden menajerlik şirketiyle çalışıyorum. Seneye ne yapmalıyım ben sorusuna birlikte cevap arıyoruz. Strateji belirlemede tabii ki danışıyorum. Ama mesela senaryo seçimi sonuçta bana kalır. Eğer beğenmiyorsam yapmış olmak için yapmam.

meltem-cumbul-roportaji-abdulhamit-duserken-karisik-pizza-filmi-2003-vizyon-dergisi (2)Kaynak: 2003, Vizyon Dergisi